6 results on '"passive resistance"'
Search Results
2. Passive resistance in a nonviolent context
- Author
-
Bashimov, Begench and Beşer, Ali Sertan
- Subjects
Şiddet dışılık ,Direnme hakkı ,Pasif direniş ,Nonviolence ,Civil disobedience ,Right to resist ,Sivil itaatsizlik ,Passive resistance - Abstract
Bu tez çalışması dört bölümden oluşmakta olup, bunlar: sivil itaatsizliğin tanımı, direnme hakkının ve pasif direnişin tarihçesi, pasif direnmenin temelleri, pasiflik ve pasif direniş olarak belirlenmiştir. Tezin ana fikri bir aktivizm yöntemi olan sivil itaatsizlik eylemindeki pasif direniş tutumu üzerine kuruludur. Sivil itaatsizlik kavramı kısaca ciddi bir haksızlığa karşı tüm yasal çözümlerin tükendiği bir noktada, ahlaki bir motivasyonla yasadışı ama aleni bir şekilde, şiddetsiz/pasif bir direnişle karşı koyma anlamına gelmektedir. Bireysel bir tutum olabileceği gibi kitlesel bir eyleme de dönüşebilmektedir. Bir pasif direniş biçimi olan sivil itaatsizliğin ana unsurları ise yasaya aykırılık, şiddet dışılık, alenilik, Hukuk Devletine yönelik eğilim ve Hukuki yaptırıma katlanma rızası olarak sıralanabilir. Bir kavram olarak tamamen Yakın Çağ’a özgü olmasına rağmen fikri kökleri Antik Çağ’a kadar uzamaktadır. Bu düşünceler uzun bir süre boyunca direnme hakkı üzerine gelişmiştir. Thoreau’nun kaleme aldığı “Sivil İtaatsizlik Görevine Dair” makalesi sosyal bilimler sözlüğüne yeni bir kavram kazandırmıştır. Düşünceleri ve örnek davranışları başta Tolstoy, Gandhi ve M.L. King olmak üzere nice şiddet karşıtı ve şiddetsiz direnişçilere ilham olmuştur. Sivil itaatsizlik kavramı hem bireysel hem de toplumsal anlamda bir takım psikolojik, felsefi ve ahlaki temellere dayanmaktadır. Sonuç olarak pasif direniş eylemleri kavramsal açıdan düşüncelerine sadık, eylemsel açıdan son derece şiddetsiz olduğundan olumlu sonuçlara en asgari bedelle ulaşabilen bir direnme yöntemidir. This thesis consists of four parts: definition of civil disobedience, the history of the right to resist and nonviolent resistance, the foundations of passive resistance, passivity and nonviolent resistance. The main idea of the thesis is based on the passive resistance attitude in the act of civil disobedience, which is an activism method. The concept of civil disobedience, in short, means a morally motivated, illegal but public, nonviolent/passive resistance to a serious injustice at a point where all legal solutions have been exhausted. It can be an individual attitude or it can turn into a mass action. The main elements of civil disobedience, which is a form of passive resistance, can be listed as illegality, non-violence, publicity, tendency towards the State of Law and consent to endure legal sanction. Although it is completely unique to the Modern Age as a concept, its intellectual roots go back to Antiquity. These considerations developed over a long period of time on the right to resist. Thoreau's article "On the Duty of Civil Disobedience" has brought a new concept to the social sciences dictionary. His thoughts and exemplary actions are primarily those of Tolstoy, Gandhi, and M.L. It has inspired many non-violent and nonviolent resisters, including King. The concept of civil disobedience is based on a number of psychological, philosophical and moral foundations, both individually and socially. As a result, passive resistance acts are a method of resistance that can achieve positive results with the least cost, since it is conceptually faithful to its ideas and is extremely non-violent in action.
- Published
- 2022
3. Çevreci düşünce ve çevre hukuku için radikal bir kılavuz: Arne Naess’in derin ekoloji yaklaşımı
- Author
-
Arıkan, Engin, TAÜ, Hukuk Fakültesi, Kamu Hukuku Bölümü, and Arıkan, Engin
- Subjects
Shallow ecology ,Doğanın içkin değeri ,Pasif direniş ,Sığ ekoloji ,Intrinsic value of nature ,Passive resistance - Abstract
Doğa, düşünce tarihinin başından itibaren filozofların üstünde durduğu bir konu olmuştur. Tıpkı diğer düşünce biçimleri gibi çevrecilik de çatısı altında birçok özgün kuramı barındırmaktadır. Arne Naess, çevreci düşüncede “derin ekoloji” yaklaşımını temsil etmektedir. Derin ekoloji, ekolojik sorunların temelinde insan merkezli modern düşünce sisteminin yer aldığını ifade etmiştir. Bu kapsamda derin ekoloji, insan merkezli düşünce sistemi yerine doğa merkezli yeni bir düşünce sistemini önermiştir. Naess kuramında doğanın insanın kendisini gerçekleştirmesi sürecindeki rolüne ve modern toplumların doğaya olan bakışının yanlışlığına dikkat çekmiştir. Yazara göre doğanın araçsal değil, içkin bir değeri vardır ve insanın gerçek anlamda gerçekleştirebilmesi için doğa ile buna uygun bir ilişki kurması gerekmektedir. Bu düşünce sistemi çevreci düşünce ve çevre hukuku açısından önemli ve yeni bir çıkış noktası sağlamaktadır. Günümüz çevreci düşünce ve çevreci hukuk her ne kadar belli ilerlemeler ve korumalar sağlasa da yaklaşan yıkıma tam manasıyla bir çözüm getirememiştir. Bu yaklaşım, süregelen başarısızlığın sebepleri ve gerekli çözümlere dair özgün önerilerde bulunmakta ve pasif direniş stratejisi ile toplumsal değişimi gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Nature has been a topic which philosophers dwelled upon since the beginning of history of thought. Environmentalism has also many authentic theories under its roof, as other intellectual approaches have. Arne Naess represents “deep ecology” approach in environmentalist thought. Deep ecology has expressed that the core of the ecological problems rests on human-based modern thinking system. In this context, deep ecology has suggested a new nature-based thinking system instead. Naess, in his theory, draws attention to the role of nature in selfrealization of men and wrongness of modern societies in their regard to nature. According to the author, nature has an intrinsic, not instrumental value, and it is necessary for human beings to establish a proper relationship with nature for self-realization in a real sense. This philosophy provides an important and a new starting point for environmentalist thinking and environmentalist law. Although today's environmental thinking and environmental law provide certain progress and protection, it has not been able to fully solve the impending destruction. This approach makes original suggestions about the reasons of the ongoing failure and the necessary solutions and aims to realize social change through passive resistance.
- Published
- 2020
4. A sub-textual reading of R. K. Narayan’s the english teacher from the viewpoint of postcolonial theory
- Author
-
Taş, Recep Mehmet and KMÜ
- Subjects
Meta-Kolonyalizm ,Postcolonialism ,Pasif Direniş ,Meta-Colonialism ,Passive Resistance ,Sub-Textual ,Narayan ,Alt Metin ,Post-Kolonyalizm - Abstract
İnsanoğlunda doğuştan var olan yayılma, kontrol altına alma, tahakküm kurma itkisinin (emperyal istenç) tarih boyunca zamanın ruhuna uygun görüngü ve araçlarla devinim bulduğunu bir olgu olarak ileri sürülebiliriz. Fiziksel ve düşünsel açılardan yer ve zamanın gerektirdiği uygun adımları atıp güç elde edenlerin, elde ettikleri gücü ötekiler üzerinde bir kontrol ve tahakküm aracı olarak kullanıp onları sömürmekten hiçbir zaman imtina etmedikleri de bir olgu olarak ortada durmaktadır. Denilebilir ki, kontrol altına alıp tahakküm kurma itkisi (emperyalizm) hep var olmuş fakat bu itkiyi kinetik halde görünür kılan sömürü araçları değişmiştir. Sömürü maliyetini azaltmak bu değişimin en önemli nedeni olarak gösterilebilir. Önceleri ötekini yok ederek varlıklarını kontrol altına alan emperyal itki zamanla, maliyeti daha az olan ve kolonyalizm, neo-kolonyalizm, kültür kolonyalizmi ve son olarak da meta-kolonyalizm diye adlandırılan araçlarla tahakküm kurmakta ve gereken yerde uygun adımı atamamış olanların varlıklarını kontrol altına almaktadır. Buna karşın, sömürülenler cephesinde de emperyal itkinin bu tahakküm kurma araçlarına karşı sömürünün boyut ve yoğunluğunu azaltan çeşitli aktif veya pasif direniş şekillerinin geliştirilmiş olduğu ileri sürülebilir. Emperyal itki sömürü araçlarını değiştirdikçe, sömürüye maruz kalanlar da karşı çıkış ve direnme tarzlarını değiştirmektedirler. Fanon, Thiong’o, Guevara, Malcolm X gibi aktif direnme araçlarını benimseyenlerin yanı sıra, Gandi, H.D.Thoreau, Mandela, Martin Luther King, L. Tolstoy gibi sivil, pasif ve şiddetsiz direnme araçlarını benimseyenler de sömürüye karşı belirli kazanımlar elde etmişlerdir. Bu makale, yukarıda vurgulanan açıklamalar çerçevesinden hareketle, R. K. Narayan’ın The English Teacher adlı romanını postkolonyal kuram temelinde alt-metinsel bir okumaya tabi tutmaktadır. The English Teacher adlı roman genel olarak Narayan’ın erken kaybettiği eşine duyduğu sevgi ve özlemi anlatan otobiyografik bir roman olarak değerlendirilmektedir. Makale bunu kabul etmekle beraber, Narayan’ın aynı zamanda romanı, uzun süredir devam eden İngiliz sömürü düzeninin üzerinde yarattığı kültürel baskıya karşı pasif bir direniş psikolojisi ile yazdığını, alt metinlerde tahakküm kurucunun sömürüyü algı ve düşünsel yönlendirmelerle (meta-kolonyalizm) durmaksızın sürdürdüğünü, bunun sonucunda da sömürülen bireylerin kültürlerine yabancılaştığı imasını ortaya koymayı amaçlamaktadır. It is likely to suggest it is a fact that the primordial instinct to control, to pervade, and to dominate has functioned through various convenient tools and occurrences that the zeitgeist required. It is also a fact that those who accumulated power by physically and spiritually taking the necessary steps in the right time and space have never abstained from using that power as a means of control and domination over the others. It can be said that the impulse to control and dominate (imperialism) has always existed, but the means of exploitation have continually been changing. The aim to reduce the cost of exploitation can be considered as the most important reason for this change. The imperial impulse, which previously usurped the assets of the others by annihilating them, in the course of time, has put into practice some other implementations as colonialism, neo colonialism, cultural exploitation, and meta-colonialism, all of which respectively are thought to have reduced the cost of exploitation. On the other hand, it can be argued that various forms of active or passive resistance have been developed on the exploited front, which reduced the size and intensity of exploitation against those means of domination. As imperial impulse changed the means of exploitation, those exposed to exploitation changed their ways of opposing and resisting, too. Beside such figures as Fanon, Thiong’o, Guevara, and Malcolm X who adopted active means of resistance, some other ones as Gandi, Mandela, and Achebe who adopted passive means of resistance have also achieved some certain gains against exploitation. From such a standpoint, this article aims to make a sub-textual reading of R. K. Narayan's The English Teacher on the basis of postcolonial theory. The English Teacher is generally regarded as an autobiographical novel, which fictionalizes Narayan's love and longing for his wife who passed away at an early age. Although the article acknowledges this, it also aims to prove that since Narayan had the feeling of a passive resistance against the long-standing British oppression of colonialism, he sub-textually implied that the colonizer was incessantly exerting to manipulate the perception of the colonized through meta-colonial implementations which eventually led the individuals to be alienated from their own culture.
- Published
- 2019
5. A Brief Evaluation on the Relationship between Personal Integrity and Civil Disobedience
- Author
-
Seda Özsoy Somuncuoğlu and Somuncuoğlu, Seda Özsoy
- Subjects
Hukuk ,Kişisel bütünlük ve eğitim ,Pasif direniş ,Uluslararası İlişkiler ,Siyasi Bilimler ,Civil disobedience ,Sivil itaatsizlik ,Passive resistance ,Personal integrity and education - Abstract
Bu metin, 04-06 Ekim 2013 tarihlerinde Çankırı’da gerçekleştirilen “III. Ilgaz Felsefe Günleri Sempozyumu”nda sunulan bildirinin gözden geçirilmiş ve geliştirilmiş hâlidir. Siyasal düzenin işleyişinde meydana gelen aksaklıklara karşı bireyler; muhalefet etme, memnuniyetsizliğini gösterme ve haklarını koruma yönünde barışçıl yollara başvurarak çözüm arayışına girerler. Bunlardan en dikkat çekeni, direnmenin pasif biçimi olarak karşımıza çıkan sivil itaatsizlik eylemleridir. Sivil itaatsizlik, yasalara karşı gelen ve genellikle yasalarda veya yönetimin politikalarında bir değişiklik yapılması amacına yönelik kamusal, şiddet içermeyen, vicdani bir siyasi davranış olarak tanımlanabilir. Birey, böyle davranarak toplumda çoğunluğun adalet duygusuna hitap eder ve özgür ve eşit insanlar arasındaki toplumsal işbirliği ilkelerine saygı gösterilmediğini gündeme getirir. Bu durum, sadece toplumsal yaşama ilişkin unsurlar açısından değil aynı zamanda kişinin iç dünyasını, sahip olduğu değer ve ilkeleri kapsayan kişisel bütünlükle de yakından bağlantılıdır. Bu çalışmada kişisel bütünlük ve direnmenin pasif biçimi olan sivil itaatsizlik arasındaki bağlantının boyutları ve bunun eğitim ile olan ilişkisi irdelenecektir. Persons against the disruptions in the functioning of the political order; seek to find a solution by means of peaceful ways of opposing, showing dissatisfaction and protecting their rights. The most striking of these is the acts of civil disobedience which appear as a passive form of resistance. Civil disobedience is the public act of willfully disobeying the law and the commands of an authority figure, to make a political statement. The purpose of civil disobedience is to convey a political message, which is accomplished through increased media coverage of the issue. Also, if the law broken is the law being protested, it sends the message to authority figures that people consider the law so unjust, they are willing to openly disobey it. This is not just about social life, it is also closely linked to personal integrity, which encompasses the inner world of the person, the values and principles it has. In this study, the dimensions of the relationship between civil disobedience which passive form of resistance, the personal integrity and education will be examined.
- Published
- 2018
6. Violence phenomenon and lawfulness paradox as a democratic way of for civil disobedience
- Author
-
Ayhan, Ahmet, Çakmak, Fatma, TR124656, TR192136, and Bölüm Yok
- Subjects
Pasif Direniş ,Passive Resistance ,Demokrasi ,Paradoks ,Civil Disobedience ,Paradox ,Sivil İtaatsizlik ,Democracy - Abstract
Geçmişten bugüne en ideal yönetim şekli olarak karşımıza çıkan demokrasi; iradesini halktan alarak halka seçme hakkını vermekte ve bağımsız, eşit bir yaşam sunmaktadır. Demokrasinin temsil ve yasalar önünde eşitlik için uygulamada da bunu sağlayabilmesi için de güçlü yasalar ve iyi işleyen adalet sistemi gerekir. O halde her demokratik hak adil midir? İşte bu soru/sorun halkı çoğu zaman haklarının ve demokrasinin ne olduğu paradoksu içerisine itmekte ve çoğunlukla bu sorunun cevabı belirlenemeden onlar ya tamamen pasif-uyuyan, ya da kendini direnişe adarken anarşizmin sözüm ona kahramanları ya da piyonları olmuştur. Bu durumda bunlardan başka bir çıkış yolu yok mudur sivil halk için? İyi ya da kötü, demokrasi söz konusu olduğunda bir başka seçenek daha var. Düşünmeyi, sorgulamayı, gerektiğinde itaat yerine itiraz etmeyi, direnmeyi, karşı durmayı seçerken şiddetten tamamen uzak, sadece akıl ve vicdanla mücadelesini sürdürme yolu, demokratik bir çözüm, ancak hukuk dışı bir yol: sivil itaatsizlik. Barışçıl, akli ve vicdani bir yol olan sivil itaatsizlik, adalet için mücadele etme yöntemi olmasına karşın egemen kesimlerce ısrarla yasal adalet dışı bir eylem türü olarak lanse edilmeye çalışılmaktadır. Bu çalışma, pasif bir direniş olan sivil itaatsizliğin demokrasi ve hukuk arasındaki bu paradoksunu ve şiddete karşı, nasıl şiddetten uzak bir direnişin yapılabildiğini irdelemeyi amaçlamaktadır.
- Published
- 2015
Catalog
Discovery Service for Jio Institute Digital Library
For full access to our library's resources, please sign in.