31 results on '"Kolburan, Şahide Güliz"'
Search Results
2. DİJİTAL OYUNLAR İLE ŞİDDET VE SALDIRGANLIK ARASINDAKİ İLİŞKİ.
- Author
-
MANSIZ, Ali Selim and KOLBURAN, Şahide Güliz
- Subjects
- *
MOBILE games , *AGGRESSION (Psychology) , *PERIODICAL articles , *PROPERTY damage , *MOTION picture industry - Abstract
Today, one of the basic problems against mobile games is the effect of violent games that is played on aggressive behavior. Digital games, which are defined as a popular activity, have become a broad industry in today's world. Violent posters, images, film industries, websites are the components of this popular industry. It is known that there are different understandings among researches and researchers about violence. As an example of these differences and researches, while Bandura defines aggression as behaviors that have consequences such as injuring an individual or damaging their property; according to Lorenz aggression is not a bad act, on the contrary, Lorenz argues that aggression is a necessary fact for life. Apart from descriptive differences, studies have proven that there are differences according to conducted researches. In a study on gender and use of digital games, it was found that, on average, girls spend less time playing digital games than boys. The aim of this study is to examine the relationship among violent digital games and aggression and violence. In addition to this, it is also aimed to bring clarity to this issue by both descriptively and by evaluating and comparing the studies. This article has been prepared as literature review and compilation. While preparing this study, scientific books, thesis, journals and articles have been used. [ABSTRACT FROM AUTHOR]
- Published
- 2022
- Full Text
- View/download PDF
3. 14-18 yaş arası ergenlerin psikososyal gelişim dönemleri kazanımları ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
- Author
-
Akgüneş, Safiye, Kolburan, Şahide Güliz, and Rektörlük
- Subjects
Ergenlik Dönemi ,Benlik Saygısı ,Psikososyal Gelişim ,Kimlik Gelişimi - Abstract
Araştırmanın amacı 14-18 yaş arası ergenlerin psikososyal gelişim dönemleri kazanımları ile benlik saygısı arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Araştırmanın evrenini; İstanbul ili Üsküdar ilçesinde bulunan devlet ve özel okullarda eğitim görmekte olan 8. ve 12.sınıf aralığındaki öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise 2017-2018 yılında Üsküdar ilçesinde öğrenim gören toplam 200 öğrenci oluşturmaktadır. Bunlar içinden hatalı veya eksik ölçek dolduran 6 öğrenci çalışmaya dahil edilmemiş ve toplam 194 öğrenci değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmada kullanılan ölçek ve envanterler; Kişisel Bilgi Formu, Veli İzin Formu, Erikson’un Psikososyal Gelişim Dönemleri Ölçeği ve Coopersmith Özsaygı (Benlik Saygısı) Envanteri 14-18 yaş arası öğrencilere uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular 14 -18 yaş arasındaki ergenlerin psikososyal gelişim dönemlerindeki kazanımlarıyla benlik saygıları arasında ilişki olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, psikososyal gelişim süreçlerinden biri olan girişimcilik kazanımı, cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Erkek ergenlerin girişimcilik ortalaması (40,2), kızlardan yüksek (38) olarak bulunmuştur. Yaş gruplarına bakıldığında 16-17 yaş grubunun özgüven ortalaması, 14-15 yaş grubundan daha yüksektir. Aile tipine göre ölçekler karşılaştırıldığında; istatiksel olarak anlamlı farklılıklar ortaya çıkmamıştır. Bu araştırmaya göre yaş ile benlik saygısı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Benlik saygısı ile akademik başarı arasında da anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir.
- Published
- 2020
4. The Investigation of Empathetic Tendency Level and Cognitive Flexibility Level Among Individuals Having Ongoing Process of Contested Divorce According to Some Variables
- Author
-
ORAL, Seda and KOLBURAN, Şahide Güliz
- Subjects
Psikoloji ,Psychology ,aile,evlilik,boşanma,empatik eğilim,bilişsel esneklik ,Divorce,Empathic Tendency,Cognitive Flexibility,Family - Abstract
Bu araştırma İstanbul İli AnadoluAdalet Sarayı’nda çekişmeli boşanma davası devam etmekte olan bireylerin empatikeğilim düzeyleri ve bilişsel esneklik düzeylerinin bazı değişkenlere göreincelenmesi amacı ile gerçekleştirilmiş nicel bir araştırmadır. Araştırmanınevrenini 2018-2019 yıllarında İstanbul Anadolu Adalet Sarayı 1,2,3,…23. Aile Mahkemeleri’ndeçekişmeli boşanma sürecinde olan 98 (%59.4) kadın 67 erkek (%40.6) toplamda 165kişi oluşturmuş olup katılımcılara Kişisel Bilgi Formu aracılığı ile sorularsorulmuş ardından Empatik Eğilim Ölçeği ve Bilişsel Esneklik Ölçeğiuygulanmıştır. Verilerin analizi için SPSS 24.0 kullanılmış olup analizlerdepuanların normal dağılıma uygunluğunun belirlenmesi için basıklık ve çarpıklıkkatsayıları incelenmiştir. Basıklık ve çarpıklık puanının normal olduğugörülmüş olup ölçek puanlarının normal dağıldığı belirlenmiştir. Bu kapsamdahipotez testlerinde parametrik test teknikleri kullanılmıştır. Puanlarınsosyodemografik özelliklere göre anlamlı farklılık gösterme durumununincelenmesi için t testi ve ANOVA testi k (k>2) gruplu değişkenlerin analizindekullanılmıştır. Aynı zamanda puanlar arasındaki ilişkiyi incelemek amacı ilePearson Korelasyon Testi kullanılmıştır. Yapılan analizler ve elde edilenbulgular doğrultusunda bireylerin empatik eğilim düzeyiyle cinsiyet, herhangibir işte çalışma durumu ve boşanma kararı veren tarafın kim olduğu konularındaanlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bilişsel esneklik düzeyleri ile isecinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, diğer eşin eğitim düzeyi, evlenme şekli, çocuksayısı, boşanmaya karar veren tarafın kim olduğu, boşanma sürecinde diğer eşintalep ve beklentileri anlama durumu arasında anlamlı bir ilişki olduğugörülmüştür., This is a quantitative researchaimed to analyze the investigation of empathetic tendency level and cognitiveflexibility level among individuals having ongoing process of contested divorceaccording to some variables at Anadolu Justice Palace, in the city of Istanbul.The population of the research is composed by 165 individuals 98 female (%59,4) and 67 male (% 40,6) having ongoing process of contested divorce infamily courts number 1, 2, 3, ..., 23 of Istanbul Anadolu Justice Palace in theyears 2018-2019. Several questions were asked to the participants via Personal Information Form, then EmpatheticTendency Scale and Cognitive Flexibility Scale were given. In data analysisSPSS 24.0 was used, in order to identify suitability of the scores to normaldistribution kurtosis and skewness were analyzed. It was seen that kurtosis andskewness were normal, and it was also found that scores of the scales werenormally distributed. In this context, parametric test methods were used forthe hypothesis testings. T-test was used for analyzing whether the scores wouldshow significant difference according to sociodemoghraphic characteristics, andANOVA was used for the analysis of k-grouped (k>2) variables. PearsonCorrelation Test was used in the analysis of relationship between scores.Findings having through these analysis show that significant relationshipbetween empathetic tendency and the issues of gender, having a job, party deciding to divorce. It was found outthat there is a significant relationship between individuals’ cognitiveflexibility level and gender, age, educational level, his/her spouse’seducational level, type of the marriage, number of children, party deciding todivorce, the level of understanding other party’s expectations through divorceprocess.
- Published
- 2019
5. Otizmli ve Normal Gelişimli Çocuğa Sahip Annelerin Depresyon Düzeyleri ve Depresyonla Başa Çıkma Stratejilerinin İncelenmesi
- Author
-
AYDIN ATILGAN, Sultan and KOLBURAN, Şahide Güliz
- Subjects
Otizm,depresyon,anne - Abstract
Bu araştırmada, otizmli çocuğa sahip olan anneler ile otizmliçocuğa sahip olmayan annelerin depresyon düzeyleri ile depresyonlabaşa çıkma özyeterliliklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Buaraştırmaya 200 anne katılmıştır. Bu çalışmanın katılımcılarını İstanbulilinde yaşayanlar oluşturmaktadır. Önce annelere Kişisel Bilgi Formuuygulanmıştır. Bu formda annelerin depresyon tedavisi alıp almadığı,otizmli çocuğunun engellilik yüzdeliği, eğitim ve yaşadığı bölgegibi sorular sorulmuştur. Otizmli çocuğa sahip olan 100 ve otizmliçocuğa sahip olmayan 100 anneye de Beck Depresyon ve DepresyonlaBaşa Çıkmada Öz-Yeterlik Ölçeği uygulanmıştır. Otizmli çocuğasahip olan 100 anneye, diğer ölçeklere ek olarak Otizm DavranışKontrol Ölçeği uygulanmıştır. Çıkan sonuçları analiz etmek içinverilerin değerlendirilmesinde gruplu değişkenler arasındaki ilişkiki-kare analizi ile, ikiden fazla bağımsız grup arasındaki nicelikselsürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü (One way) Anovatesti kullanılmıştır. Çıkan analizler sonucunda otizmli çocuğa sahipolan annelerin depresyon düzeylerinin, otizmli çocuğa sahip olmayanannelerin yaşadıkları depresyon düzeylerine göre daha fazla olduğugörülmüştür.
- Published
- 2019
6. Kadınların İyilik Halinin Algılanan Toplumsal Cinsiyet Rolleriyle İlişkisi
- Author
-
HAYMANA, Pelin and KOLBURAN, Şahide Güliz
- Subjects
Psikolojik iyilik hali,toplumsal cinsiyet rolleri,kadın,ilişkiler - Abstract
Kadının algıladığı toplumsal cinsiyet rolleri, onun yaşamında psikolojikve sosyal birçok sürecine etki etmektedir. Araştırmanın amacı, kadınlarınpsikolojik iyilik halinin, toplumsal cinsiyet rolleri algısıyla ilişkisiniincelemektir. Bu çalışma, ilişkisel tarama yöntemiyle yapılmış nicel birçalışmadır. Araştırmanın çalışma grubu, kolay ulaşılabilir örneklemyöntemi ile ulaşılmış İstanbul ili Çekmeköy ilçesindeki 148 kadındanoluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak için Psikolojik İyilik Hali Ölçeğive Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmasonucunda psikolojik iyilik hali alt boyutları ile toplumsal cinsiyet rollerialt boyutları arasında anlamlı düzeyde korelatif ilişkiler tespit edilmiştir.Eşitlikçi cinsiyet rolü puanlarının çevre ile ilişkilerde hâkimiyet kurmapuanlarını, evlilikte cinsiyet rolü puanlarının kendini kabul etme puanlarınınegatif yönlü, eşitlikçi cinsiyet rolü puanlarının özerklik puanlarını negatifyönlü ve kadın cinsiyet rolü puanlarının özerklik puanlarını anlamlıdüzeyde yordadığı tespit edilmiştir.
- Published
- 2019
7. Ergenlik Döneminde Benlik Saygısı ile Sigara Bağımlılığı Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
- Author
-
TUNÇ, Zühal and KOLBURAN, Şahide Güliz
- Subjects
Benlik,benlik saygısı,ergenlik dönemi,nikotin bağımlılığı - Abstract
Sigara, kullanım başlangıcı yıllar öncesine dayanan, farklı formlardatüketilen ve dünyada çok yaygın kullanılan bir bağımlılık maddesidir.Ülkemizde çok küçük yaşta sigara kullanımının başlaması ve başlamanedeninin birçok etkenden kaynaklanması ve birçok da sonuca yol açması,bu konu üzerinde çalışma ihtiyacı doğurmuştur. Ülkemizde özellikleergenlik döneminde bağımlılık boyutuna gelen sigara kullanımının,gençlerimizi ve dolayısıyla geleceğimizi tehdit etmesi kaçınılmazdır. Buçalışmanın amacı, ergenlikte sigara kullanımı ile benlik saygısı arasındakiilişkiyi araştırmak ve değerlendirmektir. Araştırmaya 2014-2015 eğitimve öğretim döneminde İstanbul’un Gaziosmanpaşa ilçesinde öğrenimgören, 357 kız, 243 erkek olmak üzere toplam 600 öğrenci katılmıştır.Araştırmadaki hedeflere ulaşabilmek için, araştırmacı tarafından geliştirilenKişisel Bilgi Formu ile Coopersmith Özsaygı Envanteri ve FagerströmNikotin Bağımlılık Envanteri kullanılmıştır. Araştırma bulgularında sigaraiçmeyen öğrencilerin özsaygı ölçeğinden aldıkları puanların sigara içenöğrencilerin özsaygı ölçeğinden aldıkları puanlara oranla daha yüksekolduğu saptanmıştır.
- Published
- 2019
8. Üniversitedeki Kız Öğrencilerin Yeme Tutumlarının Yaşam Doyumu ve Çocukluk Çağı Travmaları ile İlişkisi
- Author
-
GÜRCAN, Nilsu and KOLBURAN, Şahide Güliz
- Subjects
Yeme tutumları,çocukluk çağı travmaları,yaşam doyumu - Abstract
Bu çalışma, üniversitede okuyan kız öğrencilerde yeme tutumlarınınçocukluk çağı travması ve yaşam doyumu ile ilişkisinin araştırılmasıamacıyla yapılmıştır. Çalışmaya İstanbul’daki çeşitli devlet ve vakıfüniversitelerinde eğitim gören 268 kız öğrenci dâhil edilmiştir. Öğrencileresosyodemografik bilgi formu ile birlikte, Yeme Tutumları Testi, ÇocuklukÇağı Travmaları Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği uygulanmıştır.Çalışmada çocukluk çağı travmalarının yeme tutumları ve yaşam doyumuüzerinde anlamlı etki yarattığı belirlenmiştir. Buna göre çocukluk çağıtravmalarından duygusal istismar, fiziksel istismar, duygusal ihmal vecinsel istismar, yeme bozuklukları düzeyini artırırken; duygusal istismar,fiziksel ihmal ve duygusal ihmal, yaşam doyumu düzeyini azaltmaktadır.Bu çalışmada yeme bozukluklarında ve yaşam doyum düzeyinde çocuklukçağı travma yaşantılarının negatif etkisi dikkat çekmiştir. Çocukluk çağıtravmalarının sözkonusu etkisi, istismar yaşantılarının rutin psikiyatripratiği içerisinde sorgulanması ve koruyucu psikiyatrik önlemlerçerçevesinde toplumsal farkındalığın arttırılması gerekliliğine işaretetmektedir.
- Published
- 2018
9. Evli Bireylerde Bağlanma Stiller ve Bilişsel Esnekliğin İlişki Doyumuna Etkisi
- Author
-
TOKSÖZ, İpek and KOLBURAN, Şahide Güliz
- Subjects
Evlilik,bağlanma,bilişsel esneklik,evlilik doyumu - Abstract
Çalışmanın amacı, evli bireylerde bağlanma stilleriyle bilişsel esnekliğin ilişki doyumuna etkisinin incelenmesidir. Bu bağlamda öncelikle evlilik kurumundan hareketle, bağlanma stilleri, daha sonraki bölümlerde ise bilişsel esneklik ve evlilikte ilişki doyumu konuları değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemini ise İstanbul’da yaşayan 140 evli birey oluşturmuştur. Araştırmada ölçme aracı olarak “Yakın İlişkilerde Yaşantılar II Envanteri”, “Bilişsel Esneklik Envanteri”, “Evlilik Yaşam Ölçeği” ve araştırıcının oluşturduğu “Demografik Bilgi Formu”; veri toplama aracı olarak anket, veri analizinde SPSS 23 programı; ölçeklerin güvenilirliğini test etmek için Cronbach’s Alpha katsayısı kullanılmıştır. Ölçeklerin ilişkisini incelemek amacıyla da Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Geçerlilik için yapı geçerliliği olan açımlayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Yanılma düzeyi (alfa değeri) %95 alınmıştır. Dolayısıyla olasılık (p) değerinin 0,05 ve daha küçük olduğu durumlar kabul edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, bireylerin olumlu bilişsel değerlendirmeleri, ilişki doyumunda önemli rol oynamaktadır. Güvenli bağlanma stiline sahip bireylerin, ilişki doyumunda beklenildiği gibi olumlu yönde ilişki bulunmuştur. Ayrıca evlilik doyum düzeylerinin cinsiyet ve evlenme durumu açısından da anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Bulgulara göre, erkeklerin bilişsel yönden daha esnek oldukları ve olayları olumlu değerlendirebildikleri görülmüştür. Aile ortamında yetişkinlerin iyi olma durumları üzerinde olumlu etkisi olan bilişsel esneklik, bireylerin sağlıklı yaşam stilleri geliştirmelerinde önemli rol oynamaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında, araştırmada bulunan sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. 
- Published
- 2018
10. Çekişmeli Boşanma Sürecindeki Bireylerin Empatik Eğilim Düzeyleri ve Bilişsel Esneklik Düzeylerinin Bazı Değişkenlere göre İncelenmesi
- Author
-
Oral, Seda, primary and Kolburan, Şahide Güliz, additional
- Published
- 2019
- Full Text
- View/download PDF
11. EXAMINING THE RELATIONSHIP BETWEEN EMPATHY AND ANGER EXPRESSIONS OF THE DRIVERS
- Author
-
KOLBURAN, Şahide Güliz, primary, TASA, Hande, additional, and ERBAY, Elif Özge, additional
- Published
- 2019
- Full Text
- View/download PDF
12. Investigation of emotional abuse perception in case of alcohol use disorder
- Author
-
Bitiş, Emine, Kolburan, Şahide Güliz, and Rektörlük
- Subjects
Alkol Kullanım Bozukluğu ,Algılanan Duygusal İstismar ,Ebeveyn İlişkileri ,Child and Adolescent ,Çocuk ve Ergen ,Perceived Emotional Abuse ,Parental Relationships ,Alcohol Use Disorder - Abstract
Amaç: Bu araştırmanın amacı alkol kullanım bozukluğu tanısı almış olan yetişkinlerin, çocukluk ve ergenlik dönemi yaşanmışlıklarında anne babadan algıladıkları duygusal istismarı araştırmak; çocukluk ve ergenlikteki duygusal istismar algısı ile alkol kullanım bozukluğu arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Yöntem: Bu araştırmada İstanbul Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Anatolia Klinikleri 3. Serviste alkol kullanım bozukluğu tanısıyla tedavi görmekte olan 24 ile 70 yaş arasında 12’si kadın, 50’si erkek olmak üzere 62 hasta ile çalışılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Anne ve babadan algılanan duygusal istismarı ölçmek için, Anne-Baba Genç İlişkileri Ölçeği uygulanmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde Frekans ve Yüzde Dağılımları; Kruskal Wallis testleri ile analiz çalışması yapılmıştır. Bulgular: Bu araştırmada alkol kullanım bozukluğu tanısı almış olan hastaların aile içi alkol kullanım oranı %93,8 olduğu ve aile içi alkol kullanımının normalleştirilerek rol-model aktarımının sürdürüldüğü belirlenmiştir. Bu ailelerde içi tartışma ve çatışmaların oranı %22,6 olduğu belirlenmiştir. Çocukluk ve ergenlik çağında babadan algılanan duygusal istismar puanı 399,00±60,19; anneden algılanan duygusal istismar puanı 393,00±64,03 olduğu görülmüştür. Anne babadan algılanan duygusal istismarın olumsuz etkileri yetişkinlik dönemi yaşantılarında alkol kullanım süreci içinde gelişen depresyon belirtilerinin yüksek düzeyde yaşandığı belirlenmiştir. Eğitim düzeyi düşük olan anneden algılanan duygusal istismarın depresyon düzeyini etkileyen puanı 35,98; eğitim düzeyi yüksek olan anneden algılanan duygusal istismarın depresyon düzeyini etkileyen puanı 19,25 bulunmuştur. Eğitim düzeyi düşük olan babadan algılanan duygusal istismarın depresyon düzeyini etkileyen puanı 35,81; Eğitim düzeyi yüksek olan babadan algılanan duygusal istismarın depresyon düzeyini etkileyen puanı 24,45 bulunmuştur. Sonuç: Araştırma sonucunda alkol kullanım bozukluğu tanısı ile tedavi gören hastaların yoğun alkol kullanımı süreci içinde gelişen depresyon belirtilerinin yüksek düzeyde yaşandığı belirlenmiştir. Yatarak tedavi gören katılımcı hastaların çocukluk ve ergenlik dönemi yaşanmışlıklarında yüksek düzeyde duygusal istismara maruz kaldıkları ve ihmal edildikleri sonucuna ulaşılmıştır., Objective: The purpose of the present research is to investigate the emotional abuse perceptions of “adults with alcohol use disorder” which they have experienced with their parents during infancy and adolescence and to assess the correlation between alcohol use disorder and emotional abuse perception in infancy and adolescence. Method: The research was carried out at the 3. Service of Anatolia Clinics of Istanbul Balıklı Rum Hospital Foundation with the participation of total 62 patients comprising 50 males and 12 females between the ages of 24 and 70 who were being treated for alcohol use disorder. Developed by the researcher’s personal information form, Beck Depression Scale, the perceived emotional abuse from the mother and father to measure Mother-Father Gabriel Relations Sceale has been applied. During statistical analysis, Frequency and Percentage ranges; Kruskal Wallis tests have been drawn upon. Results: In this study, alcohol use disorder, %93.8 of domestic alcohol use and domestic use of alcohol is normalized and presented criteria for transfer of the rol-model. This proportion of domestic debate and conflict in families % 22.6. Furthermore, it has been viewed that during infancy and adolescence era the emotional abuse perceived from the father scored 399,00±60,19 while perception from the mother was 393,00±64,03. The negative impact of the perceived emotional abuse from the parents has been found to increase the symptoms of depression experienced during use of alcohol in adulthood. It has also been detected that the effect of emotional abuse on depression level perceived from mothers with lower education level is 35.98, whereas the corresponding score from higher education background mothers is 19.25. In fathers with lower education case, the effect of perceived emotional abuse on depression level score has been found to be 35.81, whereas the corresponding score from those with higher education is 24.45. Conclusion: As a result of the research it has been assessed that the patients who were being treated for alcohol use disorder were experiencing symptoms of the depression developed during excessive use of alcohol very intensively. Furthermore, participants who were receiving “inpatient treatment” have been found to have suffered intensive emotional abuse and negligence during infancy and adolescence.
- Published
- 2018
13. An investigation on the cognitive flexibility level of civil servants according to the roles of psychological contract
- Author
-
Güzeltepe, Sonay, Kolburan, Şahide Güliz, and Rektörlük
- Subjects
Kamu Personeli ,Bilişsel Esneklik ,Psikolojik Sözleşme ,Cognitive Flexibility ,Psychological Contract ,Civil Servant - Abstract
Bu çalışma, Kamu Personeli olarak görev yapan memurların Bilişsel Esneklik Düzeylerinin Psikolojik Sözleşme Rolleri açısından incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırma, T.C Adalet Bakanlığına bağlı Bakırköy Adliyesinde 2016 -2017 yıllarında 657 sayılı Devlet memurları kanununa bağlı olarak mahkeme, savcılık ve icra dairelerinde görev yapan yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, hizmetli ve icra memuru unvanlı, 299 kamu personeli ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, çalışmada “Kişisel Bilgi Formu”, “Bilişsel Esneklik Envanteri” ve “Psikolojik Sözleşme Ölçeği” kullanılmıştır. Bulgular, kamu personelinin psikolojik sözleşme rollerinin, bilişsel esneklik düzeyleri üzerinde pozitif yönde etkisi olduğunu göstermiştir. Bulgular ayrıca araştırmaya katılan kamu personelinin, kurumda çıkabilecek problemleri çözmek için olası alternatifleri algılama becerilerinin yüksek olduğunu göstermiştir. Psikolojik Sözleşme değişkeninin alt boyutlarından biri olan ilişkisel sözleşmeye olan algı düzeylerinin, işi benimsememe ve işlemsel sözleşmeye olan algı düzeylerinden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir., The present paper aims to investigate the Cognitive Flexibility Level of the civil servants working in the public sector, in terms of their Psychological Contract Roles. The research was carried out at the Bakırköy Courthouse under the Republic of Turkey Ministry of Justice with the participation of 299 public servants who are subjected to the Public Servants law no. 657, comprising chief clerks, court clerks, janitors, court criers, debt enforcement clerks employed at courts, prosecution offices and debt enforcement offices between 2016 and 2017. For this purpose “Demographic Questionnaire”, “Cognitive Flexibility Inventory” and “Psychological Contract Scale” have been drawn upon. Findings have shown that, the psychological contract roles of the civil servants have positive impact on their Cognitive Flexibility levels. Findings have also shown that the civil servants who have participated in the research can display high alternative solutions perception skills which enable them to solve the problems which may arise in the organization. Furthermore, it has found that the participants’ Relational Contract perception level which is a sub dimension of Psychological Contract, is higher than those of Job Dissatisfaction and Transactional Contract.
- Published
- 2018
14. Kadın Cinayetleri Konusunda Nedensel Bir Değerlendirme: Sahip Olma Güdüsü
- Author
-
Kolburan, Şahide Güliz, primary
- Published
- 2017
- Full Text
- View/download PDF
15. A Case of Dyslexia In Example Of An Educatıonal Leadership
- Author
-
KOLBURAN, Şahide Güliz and ERBAY, Elif Özge
- Subjects
Özgül öğrenme bozukluğu (Disleksi),kaynaştırma eğitimi,eğitim liderliği ,Learning disorders,dyslexia,inclusive education,educational leadership - Abstract
Öğrenme bozuklukları genellikle geç tanınan bu nedenle de uzman yardımı alma konusunda geç kalınan bir durum olmakta, bu da hem tedavi sürecini güçleştirmekte hem de beraberinde pek çok psikolojik gelişim sorununu getirmektedir. Kimlik gelişimi sürecinde yaşanan olumsuzluklar çocukların kaybedilmesine kadar varan sonuçlar oluşturmaktadır. Bu konuda hem aile hem de okula düşen görevler bulunmaktadır. Ailelerin durumu kabullenmeleri ve öğretmenlerin de öğrenme bozuklukları konusunu tanıma ve bir uzmanla işbirliği yapabilecek düzeyde konuya hakim olmaları gerekmektedir. Öğrenme güçlüğünün herhangi bir türü zamanında tanınamadığında, çocuk için psikolojik ve sosyal gelişim anlamında çok daha büyük sorunlar gelişmekte, tedavi edilebilir ve uyumu kolayca sağlanabilir bir bozukluk, bir çocuğun sosyal ve psikolojik anlamda yitirilmesine kadar yol açabilmektedir. Eğitim liderliği bu sürecin başlatılması ve yönetilmesinde büyük önem taşımaktadır.Amaç: Öğrenme bozukluklarının tanınması ve yaklaşım yöntemlerine dikkat çekmektir.Materyal: “Her Çocuk Özeldir” adlı 2007, Hindistan yapımı, Aamir Khan yönetmenliğindeki 165 dakikalık bir filmdir.Metot: Söylem analizi yoluyla niteliksel araştırma, Learning disorders are usually recognized too late to refer children for professional help. For this reason treatment process is getting more difficult, since it brings many psychological development problems. Due to negative experiences during their personality development, some of these children are lost. So, both family and school have important duties. Families should accept the problem and teachers should be able to recognize learning disorders so that they can cooperate with professionals. Early recognition is critical for all types of learning disorders. Otherwise, psychological and sociological developmental problems will be greater than the disorder itself, and this makes children’s adaptation process so hard. Educational leadership is very important to start and manage this process.Aim of this study is getting attention for early recognition of the learning disorders and treatment approaches.Material: “Taare Zameen Par”, 2007, 165 min.. India production movie by Aamir Khan.Method: Qualitative research with discourse analysis
- Published
- 2015
16. Yaşlılıkta Depresyon Tedavisinde Bilişsel Davranışçı Yaklaşım: Olgu Sunumu Cognitive Behaviour Approach In The Treatment Of Depression In Old Aging: A Case Report
- Author
-
UZAR, Fatma Sümeyra, primary and KOLBURAN, Şahide Güliz, additional
- Published
- 2015
- Full Text
- View/download PDF
17. İlkokul öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerini öğrenme sürecinde ailenin rolü
- Author
-
İpek, Buşra, Kolburan, Şahide Güliz, and Psikoloji Anabilim Dalı
- Subjects
Psikoloji ,Psychology - Abstract
Ham maddesi insan olan toplumsal cinsiyetin, insanı besleyen, ona görev ve sorumluluklar veren, kimlik atfeden özellikleri bulunmaktadır. Aile kurumu ise toplumda önemini her zaman koruyan, toplumsal kabul çerçevesinde insan türünün çoğalmasını sağlayan, psikolojik, biyolojik, sosyal ve toplumsal birçok işlevi bünyesinde barındıran önemli kurumların başında gelmektedir. Ailede bakım veren kişinin, çocuk ile ilk sosyalleşme deneyimleri toplumsal cinsiyet rollerinin oluşmasında etkili olmaktadır. Bu çalışmanın amacını ilkokul düzeyindeki çocukların toplumsal cinsiyet rollerini öğrenme sürecinde ailenin önemini araştırmaktır. Araştırma 2019-2020 yılları arasında İstanbul İli Beyoğlu İlçesindeki belirlenmiş örneklem; 104 anne, 104 baba ve 104 çocuk (104 aile) ile yüz yüze görüşme sağlanarak oluşturulmuştur. Evren; İstanbul Beyoğlu İlçesinde bulunan ilkokul öğrenciler(7-12yaş) ve onların ebeveynlerini kapsamaktadır. Örneklem seçiminde olasılıksız (tesadüfi olmayan) örneklem yoluna başvurulmuştur. Evrenin ulaşılabilirliği daha mümkün olduğu için olasılıksız örneklem türünün bir alt dalı olan uygun örnek yoluna başvurulmuştur. Ebeveynler için 38 sorudan oluşan 5 alt boyuta sahip Toplumsal Cinsiyet Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Çocuklar için müdahalesiz etkinlikler adı altında renk tercihleri, meslek tercihler, oyun tercihleri, aile içindeki görev ve sorumluluklar başlıklarında sorular sorulmuştur. Verilerin analizinde; betimleyici(betimsel) istatistikler, frekans dağılımları, ki kare analizi, çoklu uyum analizi yöntemleri kullanılmıştır. Verilerin sonuçlarına göre; Ebeveynlerden oluşan katılımcıların cinsiyet rolleri açısından yaygın dağılımı eşitlikçi tutum üzerinde toplanmıştır. Ataerkil kız çocukları için; tutarsız ebeveyn (anne ve baba farklı tutuma sahip)tutumunda ataerkil anne ile %23,8lik bir uyum oranı bulunmuştur. Tutarlı ebeveyn ilişkisi için ataerkil kız çocuklarında %76,2lik eşitlikçi ebeveyn tutumuna rastlanılmıştır. Bu yüzden tutarlı anne ve baba ilişkisinde eşitlikçi tutum baskın geldiği için ataerkil kız çocukları için uyuma yeterince rastlanılmamıştır. Ataerkil erkek çocuklarında ise tutarsız ebeveyn tutumunda ataerkil baba ile %25lik bir uyum yakalanmıştır. Ataerkil erkek çocukların tutarlı ebeveynlerinde %75lik eşitlikçi tutuma rastlanıldığı için ataerkil erkek çocuklarda da uyuma yeterince rastlanılmamıştır. Eşitlikçi kız ve erkek çocuklarında ise %83,3lük oranında eşitlikçi anne baba tutumuna rastlanılmıştır. Erkek çocuklar için eşitlikçi baba %100 uyum ile sonuçlanırken, kız çocukları için eşitlikçi anne tutumu %97,0 ile yüksek uyum oranını yakalamıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlardan yola çıkarak ebeveyn tutumlarının eşitlikçi düzeyde yoğunlaşmasına rağmen ataerkil düzeyde kalan çocuklar için anne ve babanın etkileşimi yetersiz kalmıştır. Eşitlikçi düzeye sahip çocuklarda ise sundukları aile içi örnekler ve sergiledikleri aktif davranışların bir sonucu olarak ailedeki yoğun etkileşim,yüksek düzeyde anne, baba ve çocuk uyumunu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Toplumsal cinsiyet rolleri, aile yapısı, ataerkil-eşitlikçi tutumlar The gender, whose raw material is human, has the qualifications of nurturing, giving duties and responsibilities, attributing identities to human. The institution of family which maintains its importance in society at all times is one of the most important institutions that provide the proliferation of human species within the framework of social acceptance and incorporate many psychological, biological, social and communal functions. First socialization experiences with the child of the caregiver in the family are effective in the formation of gender roles. The aim of the study is to investigate the importance of family in the process of learning gender roles in primary school students' level. The study was conducted within the face to face interaction with the designated sample composed of 104 mothers, 104 fathers and 104 children (104 families) in Beyoğlu province of İstanbul between 2019 and 2020. The population includes the primary school students (7-12 years old) and their parents in Beyoğlu province of İstanbul. Improbable (non-random) sampling was applied in sampling procedure. As the accessibility of the universe is more feasible, the appropriate sample type, which is a sub-branch of the improbable sample type, was preferred. For parents; Gender Attitude Scale consisting of 38 questions and five sub-dimensions was used. For children; questions such as color preferences, occupation preferences, game preferences, duties and responsibilities in the family were asked under the name of non-intervention activities. In the analysis of the data; descriptive statistics, frequency distributions, chi-square analysis, multiple fit analysis methods were used. According to the results of the data; the widespread distribution of parental participants in terms of gender roles was centered on egalitarian attitudes. For patriarchal girls; the inconsistent parent attitude (in which mother and father have different attitudes) with the patriarchal mother found a compliance rate of 23.8%.For a consistent parental relationship, 76.2% egalitarian parental attitude was found in patriarchal girls. Therefore, a sufficient adaptation was not seen for patriarchal girls, as the egalitarian attitude prevails in the coherent mother-father relationship. For patriarchal boys; in the attitude of inconsistency with parental patriarchal father was caught with a 25.0%.Since 75% egalitarian attitudes were found in the consistent parents of patriarchal boys, adaptation was not sufficiently observed in patriarchal boys, either. Egalitarian parental attitude was found in 83.3% of egalitarian girls and boys. While egalitarian fathers achieved 100% compliance in boys, the attitude of egalitarian mothers in girls achieved a high compliance rate as 97.0%.Based on the results obtained from the study, although the parental attitudes intensified on an egalitarian level, the interaction between the mother and the father was insufficient for the children at patriarchal level. As a result of the examples they present in the family and their active behaviors, intense interaction in the family revealed high level of mother, father and child harmony among the children with equality level.Keywords: Gender roles, family structure, patriarchal-egalitarian attitudes 142
- Published
- 2020
18. Toplumsal cinsiyet rollerinin kadınların iyilik hali algısı ile ilişkisi
- Author
-
Haymana, Pelin, Kolburan, Şahide Güliz, and Psikoloji Ana Bilim Dalı
- Subjects
Psikoloji ,Well-being ,Psychology ,Gender ,Gender roles ,Women ,Perception ,Sex - Abstract
Toplumlar, kültürel yapılarına göre toplumsal roller yaratmaktadır. Kültürel motiflerin yarattığı değerlerden birisi de kadının toplumsal cinsiyet rolleridir. Kadın, toplumun cinsiyet rollerine ilişkin tutumlardan etkilenir ve algısına göre bir yaşam çerçevesi oluşturur. Toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin kadın algısının yarattığı cam tavan sendromu buna örnek verilebilir. Toplumsal cinsiyet rolleri kadının iş, sosyal yaşam ve psikolojik iyilik hallerini etkileyebilir. Kadının toplumsal cinsiyet rolleri algısı onun nasıl yaşaması gerektiği konusunda bir kadına sınırlılıklar yaratabilir. Araştırmanın amacı kadınların psikolojik iyilik halinin, toplumsal cinsiyet rolleri algısıyla ilişkisini incelemektir. Bu çalışma ilişkisel tarama yöntemiyle yapılmış nicel bir çalışmadır. Araştırmada Psikolojik İyilik Halinin, Toplumsal Cinsiyet Rolleri ile ilişkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi ile ulaşılmıi İstanbul ili Çekmeköy ilçesindeki 148 kadından oluşmaktadır. Çalışma grubunun evren içerisinde %95 güven aralığındaki hata payı %8,05 olarak hesaplanmıştır. Araştırma verileri Psikolojik İyilik Hali Ölçeği ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği ile toplanmış ve SPSS21. paket programında analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda psikolojik iyilik hali alt boyutları ile toplumsal cinsiyet rolleri alt boyutları arasında anlamlı düzeyde korelatif ilişkiler tespit edilmiştir. Anlamlı ilişki bulunan değişkenler arasında yapılan regresyon sınamaları sonucunda, TCRTÖ eşitlikçi cinsiyet rolü puanlarının çevre ile ilişkilerde hakimiyet kurma puanlarını %37, toplumsal cinsiyet rolleri (TCRTÖ) alt boyutlarından evlilikte cinsiyet rolü puanlarının psikolojik iyilik alt boyutlarından kendini kabul etme puanlarını %33 büyüklüğünde negatif yönlü, TCRTÖ eşitlikçi cinsiyet rolü puanlarının psikolojik iyilik alt boyutlarından özerklik puanlarını %26 büyüklüğünde negatif yönlü ve TCRTÖ kadın cinsiyet rolü puanlarının psikolojik iyilik alt boyutlarından özerklik puanlarını %20 büyüklüğünde ve anlamlı düzeyde yordadığı tespit edilmiştir. Kadınların yaş, yaşam yeri, baba öğrenim durumu, kadının kendi öğrenim durumu, çalışma durumu ve ekonomik durum grupları arasında psikolojik iyi oluş alt boyutlarının anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Psikolojik İyilik Hali, Toplumsal Cinsiyet Rolleri, Kadın, İlişkiler, Societies create social roles according to their cultural structure. One of the values created by cultural motifs is the social gender roles of women. Women are affected by attitudes towards gender roles of society and create a life frame according to the perception. Glass ceiling syndrome created by women's perceptions of gender roles is an example of this. Social gender roles can affect women's work, social life and psychological state of well-being. Women's perception of social gender roles may create limitations on how they should live.The aim of the study is to analyze the correlation between women's psychological well-being and their perception of gender roles.This study is a quantitative study conducted by relational screening method. In this study, the relationship between Psychological Well-Being and Gender Roles was analyzed.The study group of the research consisted of 148 women in Çekmeköy, İstanbul, which was reached with an easily accessible sampling method. The error margin in the 95% confidence interval of the study group was calculated as 8,05% in the population.The data were collected by the Psychological Well-being Scale and the Gender Role Attitudes Scale and analyzed in the SPSS21. package program.As a result of the study, a significant correlation was determined between the sub-dimensions of psychological well-being and gender roles. As a result of the regression tests conducted between the variables that have a meaningful relationship, the GRAS egalitarian gender role scores affected to points of dominance in relations with the environment by 37%, the gender role scores in the marriage which was the sub-dimension from GRAS egalitarian gender role affected the self-acceptance scores which was the sub-dimension from psychological well-being by 33% in a negative way, the GRAS egalitarian gender role scores affected the autonomy scores which is the sub-dimension from psychological well-being by 26% and finally the GRAS women gender role scores affected the autonomy scores which is the sub-dimension from psychological well-being predicted by 20% in a significant level.It was observed that the sub-dimensions of psychological well-being between women's age, place of living, father's education status, women's own educational status, working status, and economic status differed significantly.Keywords: Psychological Well-Being, Social Gender Roles, Women, Relationships, 148
- Published
- 2019
19. Anne baba tutumlarının, çocukta benlik saygısı ve empati gelişimi ile ilişkisinin incelenmesi
- Author
-
Köse, Derya, Kolburan, Şahide Güliz, and Psikoloji Ana Bilim Dalı
- Subjects
Psikoloji ,Psychology - Abstract
Bu araştırma, 10,11,12 yaş çocuklarının benlik saygısı ve empati gelişim düzeylerinin anne baba tutumları ile ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çocuğun gelişme aşamasında aile içerinde gördüğü tutum ve davranışlar ile benlik saygısı ve empati yeteneği gelişmektedir. Gelişim sürecinde bu iki kavram arasındaki ilişkinin araştırılması amacıyla yapılan bu çalışma çocuk gelişiminde bu kavramlara dikkat çekmektedir.Araştırma, ilişkisel veri analizlerini kapsayan nicel bir çalışmadır. Çalışmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda, demografik değişkenler bakımından anne baba tutumlarının çocukların empati gelişim düzeyleri ve benlik saygıları üzerine etkileri incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi, İstanbul ili Esenyurt İlçesinde orta öğretim okulunda öğrenim gören 42 kız 58 erkek öğrenci olmak üzere 100 çocuk ile oluşturulmuştur.Araştırmada empati gelişim düzeyi için 'Çocuklar İçin Empati Ölçeği' kullanılmıştır. Benlik saygısı için 'Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği' ,'Anne Baba Tutum Ölçeği' kullanılmıştır. Ebeveyn hakkındaki bilgiler çocuktan alınmıştır. Anne baba tutumları 'demokratik' ve 'otoriter' olarak iki ayrı kategoride incelenmiştir.Araştırma bulgularına göre, çocukta benlik saygısı ve empati gelişim düzeyi ile demokratik anne baba tutumu arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı ilişki vardır. Otoriter anne baba tutumu ile çocukta benlik saygısı ve empati gelişim düzeyi arasında negatif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Benlik saygısı ve empati gelişim düzeyi arasında alamlı ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.Çocuğun benlik saygısının ve empati gelişim düzeyinin anne baba tutumu ile ilişkili olduğu ve benlik saygısının yüksek olduğu çocuklarda empati gelişim düzeyinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Benlik Saygısı, Empati, Anne Baba Tutumu, Çocuk This research was conducted to investigate the relationship between parental attitudes and self-esteem and empathy development level of children in the 10,11,12 age group. Self esteem and ability of empathy are developed through the attitudes and behaviors that the family during the development stage. This study conducted to investigate the relationship between these two concepts in development process draws attention to these concepts in child development.The research is a quantitative study covering relational data analysis. According to research results, the effects of parental attitudes on empathy development levels and self-esteem of children in terms of demographic variables were investigated. The sample of the study was consisted of 100 children, 42 girls and 58 boys who were attending secondary school in Esenyurt district of Istanbul.In the research, 'Empathy Scale for Children' was used for the level of empathy development. For self-esteem, 'Coopersmith Self-Esteem Scale' and 'Parent Attitude Scale' were used. Information about the parent was obtained from the child. Parental attitudes were examined in two separate categories as 'democratic' and 'authoritarian'.According to the findings of the study, there is a statistically significant positive relationship between the level of self-esteem and empathy development of the child and democratic parental attitude. A negative correlation was found between authoritarian parenting attitude and self-esteem and empathy development level in the child. It was found that there is a significant relationship between authoritarian parenting attitude and self-esteem and empathy development level.It was concluded that the child's self-esteem and empathy development level is related to parental attitude and the empathy development level is high in children with high self-esteem.Key Words: Self-Esteem, Empathy, Parents Attitude, Children 136
- Published
- 2019
20. 14-18 yaş arası ergenlerin psikososyal gelişim dönemleri kazanımları ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
- Author
-
Akgüneş, Safiye, Kolburan, Şahide Güliz, and Psikoloji Anabilim Dalı
- Subjects
Psikoloji ,Psychology - Abstract
14-18 YAŞ ARASI ERGENLERİN PSİKOSOSYAL GELİŞİM DÖNEMLERİ KAZANIMLARI İLE BENLİK SAYGISI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN DEĞERLENDİRİLMESİÖZETAraştırmanın amacı 14-18 yaş arası ergenlerin psikososyal gelişim dönemleri kazanımları ile benlik saygısı arasındaki ilişkiyi incelemektedir.Araştırmanın evrenini; İstanbul ili Üsküdar ilçesinde bulunan devlet ve özel okullarda eğitim görmekte olan 8. ve 12.sınıf aralığındaki öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise 2017-2018 yılında Üsküdar ilçesinde öğrenim gören toplam 200 öğrenci oluşturmaktadır. Bunlar içinden hatalı veya eksik ölçek dolduran 6 öğrenci çalışmaya dahil edilmemiş ve toplam 194 öğrenci değerlendirmeye alınmıştır.Araştırmada kullanılan ölçek ve envanterler; Kişisel Bilgi Formu, Veli İzin Formu, Erikson'un Psikososyal Gelişim Dönemleri Ölçeği ve Coopersmith Özsaygı (Benlik Saygısı) Envanteri 14-18 yaş arası öğrencilere uygulanmıştır.Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular 14 -18 yaş arasındaki ergenlerin psikososyal gelişim dönemlerindeki kazanımlarıyla benlik saygıları arasında ilişki olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, psikososyal gelişim süreçlerinden biri olan girişimcilik kazanımı, cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Erkek ergenlerin girişimcilik ortalaması (40,2), kızlardan yüksek (38) olarak bulunmuştur. Yaş gruplarına bakıldığında 16-17 yaş grubunun özgüven ortalaması, 14-15 yaş grubundan daha yüksektir. Aile tipine göre ölçekler karşılaştırıldığında; istatiksel olarak anlamlı farklılıklar ortaya çıkmamıştır. Bu araştırmaya göre yaş ile benlik saygısı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulunmuştur.Benlik saygısı ile akademik başarı arasında da anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Ergenlik dönemi, Kimlik gelişimi, Benlik saygısı, Psikososyal gelişim EVALUATION OF RELATION BETWEEN PSYCHOSOCIAL DEVELOPMENT PERIOD EARNINGS AND THE SELF-ESTEEM OF ADOLESENTS BETWEEN AGES 14-18ABSTRACT The aim of this study is to investigate the relatonship between self-esteem and psychosocial development gains of adolescents aged 14-18.Within the scope of this study a research that has been carried out in Istanbul / Uskudar in 2017-2018. 200 ındividuals have attended to the research who were 8th and 12th grade students.In the research Parents Attitudes Inventory Test anxiety inventory and additionally personel information form has been implented to subjects between ages of 14-18.In this case the analyzation of data was done by Using SPSS 12.0 Statistical Programme for Social Science.Finding have demonstrated that attitudes of ages 14-18 there was a relation between their psychosocial advancement stages and their self-esteem.In this research one of the processes of pyschosocial development stages, entrepreneurship acquisition has a significent diversity between ages.The average points of male adolescents(40,2) which is a noteworthy difference than female adolescents(38).When looked at the age group 16-17 has a lot higher self-confidence average score than age group 14-15.When comparing the scales according to family type, systatically there hasn't been a significant difference occured. According to this study, there was no significant association between age and self-esteem. It was also found that there was no significant difference between self-esteem and academic achievementKey words: Identity deveopment, Adolescents,Self-esteem,Psychosocial development. 87
- Published
- 2019
21. Çekişmeli boşanma sürecindeki bireylerin empatik eğilim düzeyleri ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
- Author
-
Oral, Seda, Kolburan, Şahide Güliz, and Psikoloji Ana Bilim Dalı
- Subjects
Psikoloji ,Psychology - Abstract
Bu araştırma İstanbul İli Anadolu Adalet Sarayı' nda çekişmeli boşanma davası devam etmekte olan bireylerin bilişsel esneklik düzeyleri ile empatik eğilim düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacı ile gerçekleştirilmiş nicel bir araştırmadır.Araştırmanın örneklemini 2018-2019 yıllarında İstanbul Anadolu Adalet Sarayı 1,2,3,…23. Aile Mahkemeleri'nde çekişmeli boşanma sürecinde olan 98 (%59,4) kadın 67 erkek (%40,6) toplamda 165 kişi oluşturmuş olup katılımcılara 'Kişisel Bilgi Formu' aracılığı ile sorular sorulmuş ardından 'Empatik Eğilim Ölçeği' ve 'Bilişsel Esneklik Ölçeği' uygulanmıştır. Kişisel Bilgi Formu' nda 15 soru cümlesi bulunmaktadır. Empatik Eğilim Ölçeği'nde 20, Bilişsel Esneklik Ölçeği' nde de 12 yargı cümlesi bulunmaktadır.Araştırmada yalnızca çekişmeli boşanma sürecindeki bireylerin empatik eğilimleri ile bilişsel esneklikleri arasındaki ilişkiye bakılmamış bunun yanı sıra bazı demografik değişkenlerle ilişkileri açısından da sonuç incelenmiştir.Araştırmada çekişmeli boşanma sürecinde olan bireylere hazırlanan kişisel bilgi formu ile bireylerin demorafik özellikleri de tespit edilmiş ardından empatik eğilim ölçeği ve bilişsel esneklik ölçeği uygulanarak ölçek içerisinde seçmiş oldukları cümlelerle görüş ve duyguları anlaşılmaya çalışılmıştır.Verilerin analizi için SPSS 24.0 kullanılmış olup analizlerde puanların normal dağılıma uygunluğunun belirlenmesi için basıklık ve çarpıklık katsayıları incelenmiştir.Basıklık ve çarpıklık puanının normal olduğu görülmüş olup ölçek puanlarının normal dağıldığı belirlenmiştir. Bu kapsamda hipotez testlerinde parametrik test teknikleri kullanılmıştır. Puanların sosyodemografik özelliklere göre anlamlı farklılık gösterme durumunun incelenmesi için t testi ve ANOVA testi k (k>2) gruplu değişkenlerin analizinde kullanılmıştır. Aynı zamanda puanlar arasındaki ilişkiyi incelemek amacı ile Pearson korelasyon testi kullanılmıştır.Yapılan analizler doğrultusunda elde edilen bulgular, empatik eğilim düzeyi ile bilişsel esneklik düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olduğu yönündedir. Bireylerin bilişsel esneklik düzeyleri ile cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, diğer eşin eğitim düzeyi, evlenme şekli, çocuk sayısı, boşanmaya karar veren tarafın kim olduğu, boşanma sürecinde diğer eşin talep ve beklentileri anlama durumu arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Empatik eğilim düzeyi ile ise cinsiyet, herhangi bir işte çalışma durumu ve boşanma kararı veren tarafın kim olduğu konularında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler:Boşanma, Empatik Eğilim, Bilişsel Esneklik, Aile This is a quantitative research aimed to analyze the relationship between cognitive flexibility levels and empathetic tendency levels of the individuals having an ongoing process of contested divorce at Anadolu Justice Palace, in the city of Istanbul.The population of the research is composed by 165 individuals 98 female (% 59,4) and 67 male (% 40,6) having ongoing process of contested divorce in family courts number 1, 2, 3, ..., 23 of Istanbul Anadolu Justice Palace in the years 2018-2019. Several questions were asked to the participants via 'Personal Information Form' , and then 'Empathetic Tendency Scale' and 'Cognitive Flexibility Scale' were given. There are 15 question sentences in 'Personal Information Form'. In 'Empathetic Tendency Scale' there are 20, in 'Cognitive Flexibility Scale' there are 12 judgment sentences.In research, not only the relationship between empathetic tendency and cognitive flexibility of the individuals having ongoing process of contested divorce but also the result were analyzed in terms of relationships of it with some demoghraphic variables. In addition to this, by the way of designed personal information form demographic characteristics of the individuals having ongoing process of contested divorce were identified, then, their opinions and feelings were tried to be understood regarding chosen sentences of them in empathetic tendency scale and cognitive flexibility scale. In data analysis SPSS 24.0 was used, in order to identify suitability of the scores to normal distribution kurtosis and skewness were analyzed. It was seen that kurtosis and skewness were normal, and it was also found that scores of the scales were normally distributed. In this context, parametric test methods were used for the hypothesis testings. T-test was used for analyzing whether the scores would show significant difference according to sociodemoghraphic characteristics, and ANOVA was used for the analysis of k-grouped (k>2) variables. Pearson correlation test was used in the analysis of relationship between scores.Findings having through these analysis show that there is a significant relationship between empathetic tendency and cognitive flexibility level. It was found that there is a significant relationship between individuals' cognitive flexibility level and gender, age, educational level, his/her spouse's educational level, type of the marriage, number of children, party deciding to divorce, the level of understanding other party's expectations through divorce process. It was found out that there is a significant relationship between empathetic tendency and the issues of gender, having a job, party deciding to divorce.Key Words: Divorce, Empathic Tendency, Cognitive Flexibility, Family 94
- Published
- 2019
22. Ortaokul 6.7.8.sınıf öğrencilerinin bağlanma stilleri ile algılanan problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
- Author
-
Balci, Hilal, Kolburan, Şahide Güliz, and Psikoloji Ana Bilim Dalı
- Subjects
Psikoloji ,Psychology - Abstract
ORTAOKUL 6. 7. 8. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN BAĞLANMA STİLLERİ İLE ALGILANAN PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİÖZETİnsanlar hayatlarının farklı evrelerinde farklı problemlerle mücadele etmek durumundadır. Karşılaşılan problemlere çözüm getirilme biçimleri bireylerin bağlanma stilleri ile ilişkilendirilen bir konudur. Bu çalışmanın temel amacı ortaokul 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin bağlanma stilleri ve algılanan problem çözme düzeyleri ilişkisinin açıklanmasıdır. Öğrencilere yönelik anket uygulanan çalışmada YİYE-II Orta Çocukluk Ölçeği ve Çocuklar İçin Problem Çözme Envanterinden yararlanılmıştır. Araştırmaya İstanbul ilindeki farklı ortaokullarda eğitim gören 351 öğrencinin katılımı sağlanmıştır. Bağlanmanın geçmişte çocukluk dönemi ile sınırlı bir biçimde ele alındığını göstermekte iken; günümüzde beşikten mezara bağlanmanın etkileri olduğu ve yetişkinlik dönemine kadar bağlanmanın araştırıldığı vurgulanmaktadır. Bağlanma, çocuk ile anne arasındaki etkileşimi açıklamak için kullanılsa da bağlanmanın çocuğa bakım veren kişi ile çocuk arasında gerçekleşebildiği, sadece anne-çocuk etkileşimiyle sınırlandırılamayacağı görülmüştür. Problem çözme becerisi çalışmada insanların farklı alanlarda ve sık bir şekilde karşılaştıkları sorunlara çözüm getirebilmeleri için ihtiyaç duyulan bir yetenek olarak açıklanmıştır. Problem çözme becerisinin problem çözme becerisine güven, özdenetim, kaçınma olmak üzere üç boyuttan oluştuğu yönünde sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre kaygılı bağlanma ile problem çözme becerisine güven arasında negatif yönlü bir ilişki vardır. Kaygılı bağlanma ile özdenetim arasındaki ilişkiye yönelik yapılan değerlendirmede yine negatif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Kaçınan bağlanma ile Problem çözme becerisine güven arasındaki etkileşim de negatif yönlü ilişkilerin varlığını ortaya koymaktadır. Ortaokul 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin verdiği yanıtlarla bu sonuçların elde edilmesi çalışmanın sınırlılıklarını oluşturmaktadır.Anahtar Kelimeler: Bağlanma stilleri, Problem çözme becerisi, Kaygılı bağlanma, Kaçınan bağlanma. INVESTIGATING THE CORRELATION BETWEEN THE ATTACHMENT STYLES AND THE LEVEL OF PERCEIVED PROBLEM SOLVING SKILLS OF 6TH,7TH, 8TH SECONDARY SCHOOL STUDENTSABSTRACTHuman has challenges different types of problems in different period of their lifes. The styles of solution to the encountered problems are issue with regard to the attachment styles of individuals. The main purpose of this study is to explain the correlation between the attachment styles and perceived problems solving skills of 6th, 7th, 8th secondary school students. It has been used YIYE-II secondary childhood scale and solving problems inventory for children in study which has been performed for students. In the study it was provided that participating 351 students from different secondary schools in Istanbul. It shows that attachment had been dealt with limitedly to childhood period in the past; nowadays, it is emphasized that cradle-to-grave attachment has effects and that attachment is investigated until adulthood period. Even though attachment is used to explain the interaction between child and mother, it has been seen that attachment can occur between child and childminder, it cannot be limited only to child-mother interaction. Solving problem skill has been explained as a required skill to be able to find solution for frequently encountered problems in different areas in the study. It has been reached some results that solving problem skills consist of three aspects such as trust, self-control and avoidance. According to obtained results in the study there is a negative correlation between anxious attachment and problems solving skills. It has been also determined that there is a negative correlation about performed the evaluation between anxious attachment and self-control. The interaction of between avoidant attachment and the confidence to problems solving skills also shows that there is a negative correlations. Obtaining the results by through the reponses get from 6th, 7th, 8th grade students constitute the limitation of the study.Keywords: The styles of attachment, Problem solving skills, Anxious attachment, Avoidant attachment. 107
- Published
- 2019
23. The relationship between the perceived social support and problematic internet use in the secondary school students
- Author
-
Sarman, Zehra Betül, Kolburan, Şahide Güliz, and Psikoloji Ana Bilim Dalı
- Subjects
Psikoloji ,Psychology - Abstract
ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNDE ALGILANAN SOSYAL DESTEĞİN PROBLEMLİ İNTERNET KULLANIMI İLE İLİŞKİSİÖZETGünümüzde internet kullanımının yaygın hale gelmesi ile problemli internet kullanımının da arttığı görülmektedir. Özellikle ergenlerin problemli internet kullanımı konusunda büyük risk altında oldukları bilinmektedir. Bu bağlamda bu çalışmada ortaokul öğrencilerinde problemli internet kullanımı ile algılanan sosyal destek ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya İstanbul ilinde bulunan ortaokullarda öğrenim gören 424 ortaokul öğrencisi iştirak etmiştir. Araştırma verileri anket kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 24.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaokul öğrencilerinde problemli internet kullanım düzeyinin `yüksek`, algılanan sosyal destek düzeyinin ise `düşük` olduğu belirlenmiştir. Problemli internet kullanımı ile algılanan sosyal destek arasında negatif ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin problemli internet kullanım düzeyleri arasında cinsiyet, yaş, baba eğitim durumu ve evde bulunan bilgisayar sayısı değişkenlerine göre farklılık olduğu saptanmıştır. Ayrıca öğrencilerin algıladıkları sosyal destek düzeyinin cinsiyet, yaş, anne-baba eğitim durumu ile evde bulunan bilgisayar sayısı değişkenlerine göre farklılaştığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ortaokul, Problemli İnternet Kullanımı, Algılanan Sosyal Destek THE RELATIONSHIP BETWEEN THE PERCEIVED SOCIAL SUPPORT AND PROBLEMATIC INTERNET USE IN THE SECONDARY SCHOOL STUDENTSABSTRACTNowadays, it is seen that the problematic internet use has increased with the widespread use of internet. It is known that adolescents are at great risk of problematic internet use. In this context, it was aimed to investigate the relationship between problematic internet use and perceived social support in secondary school students.424 secondary school students attending secondary schools in İstanbul participated in the study. Research data were collected using a questionnaire. SPSS 24.0 package program was used to analyze the data.As a result of the study, it was determined that problematic internet usage level was `high` and perceived social support level was `low` in secondary school students. A negative correlation was found between problematic internet use and perceived social support. It was determined that there was a difference between the problematic internet usage levels of the students according to the variables of gender, age, father education status and number of computers in the home. In addition, it was determined that the perceived social support level of the students varied according to gender, age, parental education status and number of computers in the home.Keywords: Secondary School, Problematic Internet Use, Perceived Social Support 109
- Published
- 2019
24. Ataol Behramoğlu şiirleri üzerine psikanalitik bir inceleme
- Author
-
Yilmaz, Figen, Kolburan, Şahide Güliz, and Psikoloji Ana Bilim Dalı
- Subjects
Psikoloji ,Psychology - Abstract
Bu çalışmada Ataol Behramoğlu'nun şiirlerini psikanalitik açıdan inceleyebilmek için Freud başta olmak üzere Jung, Adler, Karnick, Rank, Kris, Greenacre, Coover gibi edebiyat metinlerini kullanan psikanalistlerin görüşleri belirlendi. Bu görüşler ışığında Ataol Behramoğlu'nun şiirleri okundu, nitel araştırma yöntemleri ile çalışmaya alınacak malzeme toplandı.Bunlar söylem analizi yöntemi ile incelendi ve işlendi. Daha önce edebiyat metinlerinden kendi yöntemlerine delil gösteren psikanalistlerin görüşlerine göre sıralandı ve Erikson'un bireyin psikososyal gelişim kuramına, diğer psikanalistlerin Uçurum, Yalnızlık, Tükenmişlik, Kaçış, Ölüm gibi kavramları açıklamalarına delil olarak gösterildi.Anahtar Kelimeler: Ataol Behramoğlu, sanat, edebiyat,şiir,psikanaliz In this work, in order to study Ataol Behramoglu's poems from a pschonaltytical perspective, the views of psychoanalists such as Freud, Jung, Adler, Karnick, Rank, Kris, Greenacre, and Coover who use literature manuscripts have been gathered. In the light of these views, Ataol Behramoglu's poems have been reviewed and the ones that will be studied with qualitative research techniques have been selected. The selected poems have been inspected and processed using narrative analysis technique. They have been sorted with respect to the views of the pschoanalists who showed literature work as evidence of their own approaches. Finally, the sorted poems have been used as evidence to the explanations of the concepts of cliff, solitary(loneliness), exhaustion,escape, death as well as Erikson's theorem of individual's psychosocial progress.Keywords:Ataol Behramoğlu, art,poetry,psycho-analysis 87
- Published
- 2019
25. 3-6 yaş çocuklarda müzik ve dans derslerinin psikolojik etkileri
- Author
-
Sezince Erenler, Merve, Kolburan, Şahide Güliz, and Psikoloji Ana Bilim Dalı
- Subjects
Bale ve Dans ,Dance ,Psikoloji ,Game, dance and music lesson ,Ballet and Dance ,Preschool childrens ,Psychology ,Preschool education ,Psychological effect ,Müzik ,Music education ,Music - Abstract
Dans ve müzik eski zamanlardan beri insanları etkilemiş; şifa, terapi, hipnoz olarak kullanılmış ve bir çok hastalığa dans ve müzik çeşitleriyle tedavi aranmıştır.Bu çalışmada 3-6 yaş çocuklarda dans eğitiminin motivasyon, fiziksel ve psikolojik etkilerinin araştırılması hedeflenmiş, bu doğrultuda çocukların motivasyon, fiziksel ve psikolojik gelişiminin ölçülmesi amaçlanmıştır. Günümüzde milli eğitim programında okul öncesi dönemde ve ilkokul döneminde müzik ve dans dersleri zorunlu görülmemektedir. Ancak 3-6 yaş çocukların psikolojik gelişimlerini tamamlarken müzik ve dans derslerinin onların gelişimlerini desteklediği görülmektedir. Bir çok özel anaokulda 3-6 yaş çocukların temel müzik derslerini aldıkları; bedenlerini tanımak, vücut dilini kullanma becerilerini kavramak ve duygularını yansıtabilmek için de dans derslerini branş dersi olarak aldıkları görülmektedir. Bu konunun seçilme nedeni ise, okul öncesi dönemden itibaren dans dersleriyle çocukların gelişimine destek olunmasının onların motivasyon, fiziksel ve psikolojik gelişimlerine önemli katkılarda bulunacağı fikridir.Araştırmaya 40 erkek, 47 kız olmak üzere 87 öğrenci katılmıştır. 27 sorudan oluşan kontrol listesi hazırlanarak, ilk 4 maddesi sadece Birinci Dönem sonunda, diğer 23 maddesi ise hem Birinci Dönem sonunda (ilk dersten dört ay sonra) hem de İkinci Dönem sonunda (ilk dersten yedi ay sonra) olmak üzere iki kez uygulanmıştır. Soruların dördünün yanıtları veli gözlemi yardımıyla, diğerleri ise araştırmacının gözlemiyle toplanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; 3-6 yaş arası çocuklarda dans terapi yöntemlerinin yaş gruplarına göre uyarlanarak işlendiği dans dersleri, çocukların toplam motivasyon, fiziksel ve psikolojik gelişimlerini arttırmaktadır. Çocukların toplam motivasyon, fiziksel ve psikolojik gelişimleri, cinsiyete göre farklılık göstermemekte (p>0,05) ancak erkek çocuklar kız çocuklara göre ders öncesi girişte sohbete anlamlı düzeyde daha fazla katılmaktadırlar (p0,05) but the boys participate more significantly in the conversation in pre-class entry than the girls (p
- Published
- 2018
26. Kardeşi otizmli olan ve olmayan ergenlerin kardeş ilişkileri ve sosyal kaygı düzeylerinin karşılaştırılması
- Author
-
Sinanmiş, Nazan, Kolburan, Şahide Güliz, and Psikoloji Ana Bilim Dalı
- Subjects
Psikoloji ,Social anxiety ,Autistic children ,Psychology ,Sibling relationship ,Adolescents ,Autistic disorder ,Brothers - Abstract
Bu araştırmada otizmli kardeşe sahip olan ve otizmli kardeşe sahip olmayan toplamda 200 ergenin kardeşlik ilişkileri ile sosyal kaygı düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada İstanbul Şişli de ikamet eden ergenler katılımcıları oluşturmaktadır. İlk önce iki ayrı gruba da yani otizmli kardeşi olan ve ve otizmli kardeşi olmayan gruba iki farklı kişisel bilgi formları hazırlanmıştır ve buna uygun ergenlere bu bilgi formu dağıtılmıştır ve ardından kardeşlik ilişkileri ölçeği ile sosyal kaygı ölçeği uygulanmıştır. Bu verilerin kullanılmasında SPSS uygulanmıştır ve iki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü (One way) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Çıkan analizler sonucunda ise otizmli kardeşe sahip olan ergenlerin daha fazla sosyal kaygı yaşadıkları görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Otizm, Sosyal kaygı, Kardeşlik ilişkileri In this study, it was aimed to compare social anxiety levels with brotherhood associations of 200 adolescents who have autistic siblings and do not have autistic siblings. In this study, the adolescents sitting in the Istanbul bulbul constitute participants. Two different personal information forms were first prepared for two separate groups, namely the autistic brother and the autistic brother, and this information form was distributed to the appropriate adolescents, followed by the fraternal relationship scale and the social anxiety scale. SPSS was used for the use of this data, and t-test was used to compare quantitative continuous data between two independent groups. One way ANOVA test was used to compare quantitative continuous data between two independent groups. The Scheffe test was used as a complementary post-hoc analysis to determine the differences after the Anova test. As a result of the analysis, it was seen that adolescents with autistic siblings experienced more social anxiety.Keywords: Autism, Social anxiety, Brotherhood relations 100
- Published
- 2018
27. Alkol kullanım bozukluğunda duygusal istismar algısının incelenmesi
- Author
-
Bitiş, Emine, Kolburan, Şahide Güliz, and Psikoloji Ana Bilim Dalı
- Subjects
Psikoloji ,Emotional abuse ,Alcohol-related disorders ,Childhood traumas ,Psychology ,Alcohol drinking ,Adolescents ,Children ,Harmful habits ,Measurement and evaluation - Abstract
Bu araştırmanın amacı alkol kullanım bozukluğu tanısı almış olan yetişkinlerin, çocukluk ve ergenlik dönemi yaşanmışlıklarında anne babadan algıladıkları duygusal istismarı araştırmak; çocukluk ve ergenlikteki duygusal istismar algısı ile alkol kullanım bozukluğu arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir.Bu araştırma İstanbul Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Anatolia Klinikleri 3. Serviste alkol kullanım bozukluğu tanısıyla tedavi görmekte olan 24 ile 70 yaş arasında 12'si kadın, 50'si erkek olmak üzere 62 hasta ile çalışılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu, Dr. Aaron T. Beck ve Ark., (1961), tarafından geliştirilen Beck Depresyon Ölçeği, Anne ve babadan algılanan duygusal istismarı ölçmek için, ilk olarak ölçeğin geliştiricilerinden olan F. Erkman'la iletişime geçilerek gerekli izin alınmıştır; ve diğer araştırmacılar M. Alantar, (1988, 1989); N. Bayraktar, (1990); B. Vardar, (1994); M. Çeşmeci ve H. Kılınç., (1999), tarafından geliştirilen Anne-Baba Genç İlişkileri Ölçeği uygulanmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde Frekans ve Yüzde Dağılımları; Shapiro-Wilk; Spearman rho Korelasyon; Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri ile analiz çalışması yapılmıştır. Bu araştırmada alkol kullanım bozukluğu tanısı almış olan hastaların aile içi alkol kullanım oranı %93,8 olduğu ve aile içi alkol kullanımı normalleştirilerek rol-model aktarımının sürdürüldüğü belirlenmiştir. Alkol etkisiyle aile içi tartışma ve çatışmaların oranı %22,6; yaşanması sonucunda boşanmış ve ayrı yaşayanların oranı %30,4 olduğu belirlemiştir. Çocukluk ve ergenlik çağında babadan algılanan duygusal istismar puanı 399,00±60,19; anneden algılanan duygusal istismar puanı 393,00±64,03 olduğu görülmüştür. Anne babadan algılanan duygusal istismarın olumsuz etkileri yetişkinlik dönemi yaşantılarında alkol kullanım süreci içinde gelişen depresyon belirtilerinin yüksek düzeyde yaşandığı belirlenmiştir.Eğitim düzeyi düşük olan anneden algılanan duygusal istismarın depresyon düzeyini etkileyen puanı 35,98; eğitim düzeyi yüksek olan anneden algılanan duygusal istismarın depresyon düzeyini etkileyen puanı 19,25 bulunmuştur. Eğitim düzeyi düşük olan babadan algılanan duygusal istismarın depresyon düzeyini etkileyen puanı 35,81; Eğitim düzeyi yüksek olan babadan algılanan duygusal istismarın depresyon düzeyini etkileyen puanı 24,45 bulunmuştur.Araştırma sonucunda alkol kullanım bozukluğu tanısı ile tedavi gören hastaların yoğun alkol kullanımı süreci içinde gelişen depresyon belirtilerinin yüksek düzeyde yaşandığı belirlenmiştir. Yatarak tedavi gören katılımcı hastaların çocukluk ve ergenlik dönemi yaşanmışlıklarında yüksek düzeyde duygusal istismara maruz kaldıkları ve ihmal edildikleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk ve ergen, duygusal istismar. The purpose of the present research is to investigate the emotional abuse perceptions of `adults with alcohol use disorder` which they have experienced with their parents during infancy and adolescence and to assess the correlation between alcohol use disorder and emotional abuse perception in infancy and adolescence. The research was carried out at the 3. Service of Anatolia Clinics of Istanbul Balıklı Rum Hospital Foundation with the participation of total 62 patients comprising 50 males and 12 females between the ages of 24 and 70 who were being treated for alcohol use disorder. During the research, Personal Data Questionnaire developed by the researcher, The Beck Depression Mesaure developed by Dr. Aaron T. Beck et.al (1961) have been used. In order to assess the emotional abuse perceived from the parents, F. Erkman who is one of the developers of the measure has been primarily contacted for required permission and the Parents -Juvenile Relations Mesasure developed by other esteemed researchers namely M. Alantar, (1988, 1989); N. Bayraktar, (1990); B. Vardar, (1994); M. Çeşmeci and H. Kılınç., (1999), has been applied. During statistical analysis, Frequency and Percentage ranges; Shapiro-Wilk; Spearman rho Correlation; Mann Whitney U and Kruskal Wallis tests have been drawn upon. During the study it has been predicted that % 93.8 of the patients diagnosed with alcohol use disorder are domestic users and that the handing down by the role-models is being perpetuated by normalizing the domestic use of alcohol . Research has also shown that % 22.6 of the domestic dispute and conflicts are arising from alcohol and the percentage of divorced or separated parents thereof is % 30.4. Furthermore, it has been viewed that during infancy and adolescence era the emotional abuse perceived from the father scored 399,00±60,19 while perception from the mother was 393,00±64,03. The negative impact of the perceived emotional abuse from the parents has been found to increase the symptoms of depression experienced during use of alcohol in adulthood. It has also been detected that the effect of emotional abuse on depression level perceived from mothers with lower education level is 35.98, whereas the corresponding score from higher education background mothers is 19.25. In fathers with lower education case, the effect of perceived emotional abuse on depression level score has been found to be 35.81, whereas the corresponding score from those with higher education is 24.45.As a result of the research it has been assessed that the patients who were being treated for alcohol use disorder were experiencing symptoms of the depression developed during excessive use of alcohol very intensively. Furthermore, participants who were receiving `inpatient treatment` have been found to have suffered intensive emotional abuse and negligence during infancy and adolescence. Key words: Infants, adolescents, emotional abuse. 174
- Published
- 2017
28. Kamu personelinin bilişsel esneklik düzeylerinin psikolojik sözleşme rolleri açısından incelenmesi bir alan araştırması: Bakırköy adliyesi
- Author
-
Güzeltepe, Sonay, Kolburan, Şahide Güliz, and Psikoloji Ana Bilim Dalı
- Subjects
İstanbul-Bakırköy ,Psikoloji ,Psychological contract ,Public personnel ,Personnel ,Psychology ,Flexibility ,Cognitive flexibility ,Judicial organization - Abstract
Hayata dair bir soruya cevap bulmak, tahminlerde bulunmak, karar vermek, sorun çözmek zihinsel faaliyetleri gerektirir. Psikoloji biliminin biliş olarak kavramsallaştırdığı; bireyin, düşünce, algı, idrak gibi zihinsel etkinlikleri ve bulunduğu ortamın değişen şartlarının farkına vararak ona uyum sağlaması anlık sorunların üstesinden gelmek için, şartları düzenlemesi ve yapılandırması bilişsel esneklik olarak adlandırılmıştır.Bireylerin zihinlerinde, yeni bir işe girmeden önce başlayan ve işe girdikten sonra da devam eden işyerine ve yapacakları işe yönelik beklentileri ve yükümlülükleriyle ilgili resmi bir sözleşmeyle teminat altına alınmamış bazı bilişsel süreçler oluştururlar. Çalışma hayatını etkileyen bu tür algısal sözleşmelere Psikolojik Sözleşme ismi verilmektedir.Alan yazınındaki araştırmalar çalışanların Bilişsel Esneklik Düzeyleri ile Psikolojik Sözleşme rolleri arasındaki ilişkisine yönelik bir çalışmanın henüz yapılmadığını göstermektedir. Bu araştırma kamu personelinin bilişsel esneklik düzeylerinin, psikolojik sözleşme rolleri açısından incelenmesini amaçlamaktadır.Araştırma, T.C Adalet Bakanlığına bağlı Bakırköy Adliyesinde 2016-2017 yıllarında mahkeme, savcılık ve icra dairelerinde çalışan yazı işleri müdürü, zabıt kâtibi, mübaşir, hizmetli ve icra memuru ünvanlı, 299 kamu personeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni Bilişsel Esneklik düzeylerini ölçmek amacıyla Volkan Gülüm ve İhsan Dağ (2012) tarafından Türkçeye Uyarlaması yapılan Dennis JP, Vander Wal JS (2010) tarafından geliştirilen `Bilişsel Esneklik Envanteri` (BEE, Cognitive Flexibility Inventory-CFI) kullanılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni olan Psikolojik Sözleşme rollerini ölçmek amacıyla N. Öykü İyigün ve Canan Çetin (2012) tarafından geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılan Millward, L.J. & Hopkins, L.J. (1998) tarafından geliştirilen `Psikolojik Sözleşme`( Psychological Contracts) kullanılmıştır. Kamu Personelin demografik bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan `Kişisel Bilgi Formu` ile toplanmıştır. Araştırmada regresyon tekniği kullanılmıştır. Analizlerde Mann Whitney, Kruskal Wallis testleri Spearman korelasyon testleri kullanılmıştır.Bulgular, kamu personelinin psikolojik sözleşme rollerinin, bilişsel esneklik düzeyleri üzerinde pozitif yönde etkisi olduğunu göstermiştir. Bulgular araştırmaya katılan kamu personelinin, kurumda çıkabilecek problemleri çözmek için olası alternatifleri algılama becerilerinin yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca Psikolojik Sözleşme değişkeninin alt boyutlarından İlişkisel Sözleşmeye olan algı düzeylerinin, İşi Benimsememe ve İşlemsel Sözleşmeye olan algı düzeylerinden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, kamu çalışanlarının görev yaptıkları kurum ve çevresindekilerle ilişkilerini önemsedikleri söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Bilişsel esneklik, Psikolojik sözleşme, Kamu Personeli Finding answers to the questions pertaining to life such as making predictions, taking decisions and solving problems require mental / intellectual activities. The mental activities displayed by an individual e.g to think, to perceive, to comprehend, to recognize the changes in the conditions of the environment and to adjust to them, to overcome instant issues, to regulate and to structure the conditions which the psychological science conceptualize as cognition, are called cognitive flexibility.Before and after getting a job, individuals form a certain cognitive process in their minds related to the job's requirements and the responsibilities which are normally not accounted for by the formal, legalistic employment contract. Such perceptional contracts which affect the work life are called Psychological Contracts.Review of the literature has shown that no such research was directed towards the relation between the Cognitive Flexibility Level and the Psychological Contract of the employees as of date. The present paper aims the research of Cognitive Flexibility Level of the public servants in terms of their Psychological Contract RolesThe research was carried out at the Bakırköy Courthouse under the Republic of Turkey Ministry of Justice with the participation of 299 public servants comprising chief clerks, court clerks, janitors, court criers, debt enforcement clerks employed at courts, prosecution offices and debt enforcement offices between 2016 and 2017. In order to measure the Cognitive Flexibility levels, The Cognitive Flexibility Inventory (CFI) developed by Dennis JP and Vander Wal JS (2010) which was adapted to Turkish by Volkan Gülüm and İhsan Dağ (2012) under the title Bilişsel Esneklik Envanteri (BEE) has been used as the Dependent Variable.. And for measuring the roles of psychological contracts, the Psychological Contract developed by Millward, L.J. & Hopkins, L.J. (1998), the reliability and the validity of which was made by N. Öykü İyigün and Canan Çetin (2012) was used as the Independent Variable of the research. The demographical data of the public servants were generated by the researcher with the use of Personal Data Questionnaire. Furthermore regression technique and Mann Whitney, Kruskal Wallis tests and Spearman correlation tests were drawn upon for the analysis of the research.Findings have shown that, the Psychological Contract Roles of the public servants have positive impact on their Cognitive Flexibility levels. Findings have also shown that the public servants who have participated in the research can display high alternative solutions perception skills which enable them to solve the problems which may arise in the organization. Furthermore it has appeared that the participants' Relational Contract perception level which is a sub dimension of Psychological Contract, is higher than those of Job Dissatisfaction and Transactional Contract..Consequently, it can be said that the public servants do care about the organization they work for and the people they are in contact with.Keywords: Cognitive flexibility, psychological contract, public servants 79
- Published
- 2017
29. Anne babası boşanmış ve tam aileye sahip 15-18 yaş dönemi ergenlerinin benlik saygısı düzeylerinin karşılaştırılması
- Author
-
Göker, Ebru, Kolburan, Şahide Güliz, and Psikoloji Ana Bilim Dalı
- Subjects
Ego ,Psikoloji ,Divorce ,Psychology ,Family relations ,Divorced families ,Demographic characteristics ,Self esteem ,Adolescents - Abstract
Yapılan çalışmada araştırılması amaçlanan temel konu ''Ebeveyni ayrılmış ve tam aileye sahip 15-18 yaş arası ergenlik dönemi çocuklarının benlik saygısı düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek'' tir.Araştırmanın temel beklentisi anne ve babası ayrılmış olan 15-18 yaş dönemindeki ergenlerin tam aileye sahip yani aile bütünlüğü bozulmamış 15-18 yaş dönemindeki ergenlere kıyasla benlik saygısı düzeylerinin daha düşük olacağı yönündedir. Ayrıca alt amaçlar olarak, ergenlerin benlik saygısı düzeylerinin ailenin bazı demografik özelliklerine göre farklılaşabileceği beklenmektedir.Bu beklentilerden hareketle, seçilen 15 ve 18 yaş grubuna dahil toplam 185 lise öğrencisine öncelikle Kişisel Bilgiler Formu uygulanarak aile yapıları ve ailenin demografik özellikleri tespit edilmiştir. Sonrasında bu öğrencilere Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği uygulanarak, ölçeğin puanlarına göre, yüksek, orta ve düşük benlik saygısı gruplarına ayrılmıştır.Araştırma bulgularına göre, gencin anne babasının ayrılmış ya da ayrılmamış olması ile benlik saygısı düzeyi arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.Araştırma sonuçları, ailesi ayrılmış ya da ayrılmamış ergenlerin benlik saygısını artırma yönündeki önermeler ışığında tartışılmıştır.Anahtar Sözcükler1. Anne-Baba2. Boşanma3. Tam Aile4. Ergenlik 5. Benlik Saygısı In this study, intended basic issue to investigate is; `Determine whether it differs self-esteem levels of 15-18 aged adolescences, who has divorced or united family`. Main expectation of this research is of 15-18 aged adolescences, who has divorced family self-esteem levels would be lower than same group child but united family. Also the sub purposes, it is also expected that some variation of self-esteem levels can differentiate depending on the demographic characteristics of the families of adolescents. According to this expectations 185 adolescence aged between 15-18 completed the personal information form. With the help of this form, family structures and demographic informations determined. After all, students completed Rosenberg Self-Esteem Scale. According to result they divided into 3 groups such as High, Mid and Low self-esteem levels. According to research findings, significant differences could not be found between child's parents divorced or not and level of self-esteem. The survey results were discussed to increase the self-esteem of parents of adolescents divorced or not. Key Words1. Mother-Father2. Divorce3. United Family4. Adolescence5. Self Esteem 134
- Published
- 2017
30. Yetişkinlerin psikolojik yardım alma tutumlarının incelenmesi: Mardin ili örneği
- Author
-
Şimşek, Pelin, Kolburan, Şahide Güliz, and Psikoloji Ana Bilim Dalı
- Subjects
Help seeking behaviors ,Psikoloji ,Attitudes ,Psychology ,Adults ,Psychological help - Abstract
Bu çalışmanın amacı, Mardin İli Merkez İlçesi'nde yaşayan yetişkinlerin psikolojik yardım almaya yönelik tutumları ile psikolojik yardım alma niyeti, yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi ve tedavi korkusu değişkenleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir.Araştırma örneklemini, Mardin İli' nin Merkez İlçesi'nde ikamet etmekte olan 100 kadın, 105 erkek olmak üzere toplam 205 yetişkin oluşturmaktadır. Bu çalışmada, `Kişisel Bilgi Formu`, `Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Tutum Ölçeği`, `Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Niyet Envanteri` ve `Psikoterapi Hakkındaki Düşünceler Ölçeği` olmak üzere toplam dört ölçme aracı kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, Sosyal Bilimler İstatistik Paket Programı (SPSS) 21.0 ile çözümlenmiştir.Araştırmanın sonucunda; araştırmaya katılanların psikolojik yardım alma niyeti, psikolojik yardım almaya ilişkin tutum ve psikoterapi hakkındaki düşünceleri orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Psikolojik yardım alma tutumu ile psikolojik yardım alma niyeti arasında pozitif yönlü bir ilişki vardır. Buna göre; psikolojik yardım alma niyeti arttıkça psikolojik yardım almaya ilişkin tutum da artmaktadır. Tedavi korkusu ile psikolojik yardım alma tutumu arasında ise herhangi bir ilişki bulunmamaktadır. Psikolojik yardım almaya ilişkin tutum, psikolojik yardım alma niyetini pozitif yönde etkilemektedir. Psikolojik yardım alma niyeti ve psikoterapi hakkındaki düşünceler yaşa, cinsiyete ve eğitime göre farklılık göstermemektedir. Psikolojik yardım almaya ilişkin tutum cinsiyete ve eğitime göre farklılık göstermezken yaşa göre farklılık göstermektedir ve yaş arttıkça psikolojik yardım almaya ilişkin tutum artmaktadır.Anahtar Kelimeler: Psikolojik yardım arama tutumu, psikolojik yardım arama niyeti, yetişkin, cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, tedavi korkusu. The aim of this study is examining the attitudes of the adults living in the central district in Mardin toward seeking psychological help and examining the relationship between the variables that are the intention of seeking psychological help, age, gender, education level, fear of treatment. Research sample is formed by 205 adults including 100 women and 105 men residing in the central district in Mardin province. In this study four measuring tool which are `Personal Information Form`, `Psychological Help Attitude Scale`, `Intention Inventory Related To Psychological Help` and `Thoughts Scale About Psychotherapy`. Data obtained in this study were analyzed by 21.0 Statistical Package for Social Sciences Program (SPSS).At the end of this research, the intention of seeking psychological help, attitudes toward seeking psychological help and thoughts about psychotherapy of those surveyed are found to be intermediate level. There is a positive relationship between the attitude of seeking psychological help and the intention of seeking psychological help. According to this; the intention of seeking psychological help increases and at the same time, attitudes toward seeking psychological help increase, too. There is not any relationship between the treatment fear and the attitude of seeking psychological help. Attitudes toward seeking psychological help affect the intention of seeking psychological help positively. The intention of seeking psychological help and thoughts about psychotherapy show differences according to age, gender and level of education. While the attitudes toward seeking psychological help do not vary by gender and education, they vary according to age and while the age is increasing, attitudes toward seeking psychological help are increasing, too.Keywords: Psychological help seeking attitude, intentions to seek psychological help, adult, gender, age, education level, fear of treatment. 73
- Published
- 2016
31. 12.sınıf öğrencilerinde algılanan anne-baba tutumları ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
- Author
-
Dokuyan, Merve, Kolburan, Şahide Güliz, and Psikoloji Ana Bilim Dalı
- Subjects
Parents attitude ,Psikoloji ,Secondary school students ,Psychology ,Family relations ,Self esteem ,Adolescents ,Education psychology ,Students perceptions - Abstract
Bu araştırmanın amacı farklı iki lise türünde 12. sınıf öğrencilerinde benlik saygısı ve algılanan anne baba tutumları arasındaki ilişkinin bazı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma evrenini 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul İli Başakşehir İlçesinde bulunan üç genel lisede toplam 297 öğrenciyle yapılmıştır. Araştırmanın verileri `Offer Benlik Saygısı` ölçeği ile `Anne-Baba Tutum` ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Pearson momentler çarpımı, bağımsız örneklemler t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu karşılaştırmalar için ise Tukey HSD testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğrencilerin algıladıkları anne-baba tutum genel puanı ile benlik saygısı genel ve alt ölçeklerinden olan duygusal düzey, beden imgesi, sosyal ilişkiler, çevre uyumu, aile ilişkileri, başetme gücü, cinsel tutumlar, dürtü kontrolü, ruh sağlığı ve bireysel değerler puanları arasında anlamlı ilişkilerin olmadığı görülmüştür. Buna karşılık sadece algılanan anne-baba tutum genel puanı ile alt ölçeklerinden olan meslek ve eğitim puanı arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür.Anahtar kelimeler: Benlik Saygısı, Anne-baba tutumları, Ergenlik The purpose of this study the relationship between self-esteem and perceived attitude of parents In 12th grade students at three different high schools is examined in terms of some variables. The population of the study is at Istanbul Province Başakşehir Imam-Hatip high schools in the district, including High School and Vocational High School for a total of three high schools 297 (170 female, 127 male) was done with students in 2014-2015 Education year. Research data ` was collected by the Offer Self Esteem` scale and `Parent Attitude` scale. When the analysis of data percent, mean Pearson product moment, independent samples t-test and one-way analysis of variance (ANOVA) was used. The Tukey HSD test was used for multiple comparisons. According to research findings It showed no correlation between parental attitudes with overall score perceive the students self-esteem, overall score and the emotional level of the sub-scale, body image, social relations, environmental compliance, family relationships, coping power, sexual behavior, impulse control, mental health and personal values. In contrast, it has been seen only perceived parental attitudes have a significant relationship between the overall score and subscale scores of occupations and education.Key words: Self-Esteem, Perceived parental attitudes, Adolescence 96
- Published
- 2015
Catalog
Discovery Service for Jio Institute Digital Library
For full access to our library's resources, please sign in.